haber adana

 

haber adana

k yürümeye devametti. Bu arada Gnimsh’e belli ki yeni bir ilham gelmis, hidrolik konusunda çalısmaya baslamıstı.Tas düsündü. Dewar, diye düsündü, bu sözü daha önce nerede duymustu. Aniden cevabıhatırlayıverdi.Kara cüceler! dedi. haber adana Tabii ya! Hatırladım! Ejderha Yüceefendi-si için savasıyorlardı. Ama dahaönce, -ya da daha sonra diyeyim-geldiğimde burada yasamıyorlardı. Ya da yasamayacaklardı. Amanher neyse, iyice karıstı. Zaten, normalde de zindan hücrelerinde yasayacak halleri yok ya. Hey -Tasyine cüceyi dürttü- ne yaptılar? Yani hapse atılmak için?Hain bunlar! diye kestirdi cüce. Sıranın en sonundaki hücreye ulasınca anahtarını çıkarttı, kilidesoktu ve kapıyı savururcası-na açtı.Dçeri haber adana bakan Tas, yirmi otuz kadar kara cücenin hücrede büzüsmüs durduklarını gördü. Kimisibüyük bir miskinlikle yere yatmıs, kimisi de duvarlara dayanmıs uyuyordu. Bir grup, uzaktaki birkö-320sede bir araya sıkısmıs, muhafızlar geldiğinde kendi aralarında alçak sesle konusuyorlardı. Hücrekapısı açılır açılmaz sustular. Bu hücrede kadın ve çocuk yoktu, sadece erkekler vardı; Tas’a, gnome’ave muhafızlara kara, nefret dolu gözlerle baktılar.Tas -hâlâ insanların katlar arasında sıkısmaları hakkında söylenmekte olan- Gnimsh’i tam,yaptığının farkına bile varmadan hücreye girecekken yakaladı.Masallah, dedi Tas, Gnimsh’i yanına çekerken muhafaza, cüce dilinde, bu gezi, oldukçabilgilendiriciydi. Simdi bizi hücrelerimize -itiraf etmeliyim ki bizim hücreler pek haber adana rahat hücrelerdihavadar,genis, ı

yerden kaldırarak Crysania’nmyaklasmasını isaret etti. Kız adamın üzerine eğildi. Uzanan adam kızın yanağına doku-16narak, kızın yüzünü kendisininkine yaklastırdı. Adamın nefesi kızın tenine sıcak sıcak geliyordu.Su! isitilmeyecek sekilde soluyordu. Kız adamı sadece haber adana kanla kabuk tutmus dudaklarınıokuyarak anlayabilmisti. Bir iksir…iyi gelir… Eli takatsızca cüppesindeki bir cebe uzandı.Ve…sıcaklık, bir ates! Benim…su anda gücüm…yok…Crysania anladığını belirtmek için basını salladı. Caramon? Adamın dudakları bu ismisekillendirmisti. O…o seyler ona saldırdı, dedi kız, koca savasçının kıpırtısız bedenine bakarak.Hala hayatta olup olmadığına emin değilim… Ona ihtiyacımız var! Onu..iyilestirmelisin! Devamedemedi; onun yerine gözlerini kapatarak, soluklanabilmek için nefes nefese uzandı.Crysania titreyerek yutkundu. E…emin misin? dedi tereddüt ederek. Seni öldürmeye çalıstı…Raistlin tebessüm ederek basını salladı. Bu hareketle kara kukuletası kibarca hısırdadı. Gözleriniaçarak Crysania’ya baktı; kız adamın kahverengi gözbebeklerinin derinliklerini görebiliyordu.Büyücünün içindeki alev alçalmıs, daha önce görmüs olduğu hiddetli atesten farklı olarakgözlerine yumusak bir sıcaklık vermisti.Crysania. dedi adam nefes nefese, birazdan…bayılacağım..Sen..yalnız..kalacaksın..bukaranlıklar yerinde… Karde-sim..yardımcı olabilir…Sıcaklık…Gözleri kapandı ama Crysania’yı kavramıs olan eli gerginlesti, sanki gerçeğe tutunabilmek için,kızın yasam gücünü kullanmaya çalısıyormus gibi. Çılgın bir gayretle doğrudan kıza bakmak içingözlerim yeniden açtı. Bu odadan ayrılma! dedi ağız hareketleriyle. Gözleri kaydı.Tek basına olacaksın*. Crysania etrafına korkuyla baktı, dehsetten nefes alamadığını hissetti. Su!Sıcaklık! Nasıl basarabilecekti? Yapamazdı! Bu kötülük odasında yapamazdı!Raistlin! haber adana diye yalvardı, a

haber adana

k hayal ederek. Evet, haydi. Bana öykünü anlat.Sen basla. Gnimsh, Tas’a gözünün ucuyla bakıyordu.Hayır, sen benim misafirimsim.Israr ediyorum.Ben ısrar ediyorum.Sen basla. haber adana Sonuç olarak sen burada daha uzun süredir varsın.Nerden biliyorsun?Ben bilirim… Haydi basla.Ama… Tas aniden bir yere varamadıklarını fark etti; görünüse göre sonsuza kadar vakitleriolduğu halde bunu bir gnome’la tartısarak harcamaya hiç niyeti yoktu. Ayrıca öyküsünüanlatmaması için gerçek bir neden de yoktu. Zaten öykü anlatmayı severdi. Böylece rahatça arkayadayanarak hikâyesini anlattı. Gnimsh ilgiyle dinledi; gerçi durmadan Tas’ın sözünü kesip enheyecanlı bölümlerinde ‘devam etmesini’ söyleyerek epey bir huzursuz etmisti.Sonunda Tas sonuca ulastı. İste buradayım. Simdi sırada senin hikâyen var, dedi, soluklanmakiçin durduğuna memnun olarak.Sey, dedi Gnimsh tereddütle, sanki birinin dinliyor olabileceğinden korkuyormus gibi suratınıasarak etrafına baktı, bu yıllar ve yıllar önce, ailemin Yasam Macerası ile baslamıstı. Herhalde haber adana -Tas’a ters ters

oturdu. Birden uyanıver-misti. Korku bütün bedenineyayılmıstı. Bu bildik ses karsısında titreyen kara elf etrafına bakındı.Shalafi? Tereddütle konusuyordu. Ortada kimse yoktu. Dalamar elini basına haber adana götürdü.Rüyaymıs, diye mırıldandı.DalamarlYine o sesti ve bu kez çok asikârdı. Korkusu giderek artan Dalamar çaresizlik içinde etrafınabakındı. Raistlin’in öyle oyun oynama huyları yoktu. Basbüyücü zaman yolculuk büyüsünüyapmıstı. Zaman içinde geriye gitmisti. Bir haftadır yoktu ve daha birkaç hafta da gelmemesigerekiyordu. Yine de Dalamar, o sesi kendi kalp atısları kadar iyi bilirdi!Shalafi, seni duyuyorum, dedi Dalamar, sesini titretmeden çıkartmaya gayret göstererek. Amagöremiyorum. Nerede…Senin de tahmin edebileceğin gibi zamanın gerisindeyim çırağım. Seninle ejderha küresiaracılığıyla konusuyorum. Sana bir görev vereceğim. Beni dikkatle dinle ve dediklerimi harfiyenyerine getir. Hiç zaman kaybetmemelisin. Her saniyenin kıymeti var…Konsantre olabilmek için gözlerini kapatan Dalamar sesi tüm netliğiyle duyuyordu; bir yandanda açık pencereden içeri giren kahkaha seslerini duyuyordu. Baharın baslangıcını kutlamak içinyapılan festivallerden biriydi. Eski Sehir’in kapılarının dısında bü-225Böfiim haber adana 3yük atesler y

haber adana

haber adana a

gibi dövüyordu. Kara saçları düğüm düğümolmustu. Saçları arasından önünü bile doğru dürüst göremiyordu.Ormandan dısarı sürdü atını. Önünde otluk bir arazi uzanıyordu; kız bir an, önünde uzananyerleri incelemek için atının yularına asıldı. haber adana Yavas yavas ilerleyen orduya uygun adım refakatetmeye alısmıs hayvan, bu alısık olmadığı hareketlilikten dolayı heyecanlanmıstı. Basını sallayarak,yana doğru birkaç adım atarak, özlem dolu gözlerle önünde uzanan otluğun pürüzsüz uzantısınabakarak kosup gitmek için adeta yalvardı. Crysania hayvanın boynunu oksadı.Haydi oğlum, diye ileri sürdü atı, yularını rahat bırakarak.Burun delikleri alevlenen at kulaklarım geri yatırdı, yeni bulduğu bu özgürlükle heyecanlanarakileri doğru atılıp açık, otluk arazide dört nala gitmeye basladı. Hayvanın boynuna yapısan Crysaniada, ilk kez yasadığı bu yeni özgürlüğün zevkine bırakmıstı kendisini. Yüzünü ısıran sert rüzgâr ileaksam üstü günesinin sıcaklığı tatlı bir tezat olusturuyordu. Hayvanın dört nala gidisinin ritmi,binisin heyecanı, ne zaman ata binse hissettiği o korkunun kıyısındaki his aklını uyusturarak,ağrıyan kalbini rahatlatıyordu.Bir yandan atını sürerken, diğer yandan tasarladığı planları be-lirginlesti, daha da kesinlesti.Önündeki topraklar, bir çam ormanının gölgesiyle kararıyordu; tepesinde, sağ yanında GarnetDağla-rı’nın kar kaplı zirveleri parlak günes ısığında parlıyordu. Hayvana denetimin kendisindeolduğunu hatırlatmak için yularlara aniden asılan Crysania atın çılgın gidisini yavaslatıp onuuzaktaki ormanlara doğru yönlendirdi.Caramon, islerini ayarlayıp haber adana onun pesinden yolahaber adana

 

haber adana b

uz. Biz Cehennemdeydikve kaçtık…Ağzını tıkayın, diye hırladı Kharas, çadırın altındaki tünele bakıp, her seyin yolunda olupolmadığını kontrol ederken. Acele etmelerini isaret ederek yerdeki deliğin yanına diz çöktü.Adamları, ağzını tıkadıkları haber adana halde onlarla hâlâ mücadele etmeye -tekmeler atmaya, elleriyletırmalamaya- devam ettiğinden tasıyabilmek için bir tavuk gibi kıskıvrak bağladıkları kenderi desürükleyerek tünele indiler. Öte yandan diğer tutsaklarıyla ilgili bir sorunları yoktu. Zavallı gnomeo kadar dehsete düsmüstü ki, bir çesit soka girmisti. Etrafa çaresizce bakman, ağzı bir karıs açıkkalmıs gnome kendisine her söyleneni sessizce yapıyordu.Son ayrılan Kharas olmustu. Tünele atlamadan önce çadırın içine son bir kez baktı.Fener artık oldukça hareketsiz asılı duruyor, yumusak parlak ısığı, bir kâbustan çıkmıs gibigörünen manzarayı aydınlatıyordu. Masalar devrilmis, sandalyeler ters yüz olmus, yiyecekler heryana299298Tsaçılmıstı. Kara cüppeli büyükullamcısının bedeninin altından a-kan kan, ince bir yol yaparakakıyordu. Tam çukurun ağzında bir gölcük olusturan kan yavas yavas tünele damlamaya baslamıstı.Deliğe atlayan Kharas tünelde, güvenli bir mesafeye gelinceye kadar kostuktan sonra durdu.Tünel zemininde duran bir parça ipin ucunu tutarak, ipi aniden çekti. Dpin diğer ucu tamkomutanın çadırının altındaki destek direklerinden birine bağlıydı. Dpe asılınca, direk yere haber adana devrildi.Alçak bir gümbürthaber adana

 

haber adana c

i muhafıza. Onlara kim olduğumu söyleyin!Fistandantilus, dediklerini duydu kulaklarındaki uğultu ara-5657sından, …daha bildirilmis olduğu zamanda gelmediği halde… büyülü bir deney sonucu…Zayii düsüp bası dönen Raistlin, bir sandalyeye doğru tökezleyerek kendini sandalyeye bıraktı.Böylesi siddetli bir saldırıya karsı tedbir haber adana almadığı için kendine; bir kez daha kendisini yarı yoldabıraktığı için narin bedenine lanetler yağdırarak, yüzündeki çentik çentik bir yaradan akan kanısilerek, bayılmamak için büyük bir uğras verdi.Bu senin isin Kraliçem. Düsünceleri bir acı bulutunun içinden çıkıp geldi. Benimle açıktan açığa savasmaya cesaret edemiyorsun, lSenin için bu varlık -yani kendi varlık düzlemimde- çok güçlüyüm, rBu dünyada ayak basacak bir sağlam basamağın var. Daha simdi- jden Mabet o çarpık haliyle Neraka’da belirdi bile. Kötü ejderhaları juyandırdın. İyi ejderhaların yumurtalarını çalıyorlar. Fakat Kapı!kapalı duruyor, Kaynak Tası’ da kendini feda eden bir ask tarafından tıkanmıs. Bu da senin hatandı. Çünkü simdi, bizim düzlemimi- ze girmekle bizim de seninkine girmemizi olanaklı kıldın! Henüz,sana ulasamıyorum…sen de bana ulasamazsın…Ama bir zaman gelecek…bir zaman gelecek… lİyi değil misiniz Efendimiz? diye geldi ürkek bir ses yakınından. Size zarar vermeleriniengelleyemediğimiz için özür dilerim ama öyle hızlı hareket ettiniz ki! Lütfen bizi affedin. Sizeyardımedelim…Yapabileceğiniz hiçbir sey yok! diye hırladı Raistlin, öksüre-‘rek. Göğsündeki ağrının azaldığını hissetti. Beni biraz rahat bira- lkın…Bırakın dinleneyim. Diğerlerini buradan sürün. Tabii efendimiz.Gözlerini kapatıp, o korkunç bas dönmesinin ve ağrının geçme- , sini bekleyen Raistlin bir saatkadar karanlıkta oturarak bir kez daha planlarını haber adana aklında geçirdi. Kendisinihaber adana

 

haber adana

. Büyülenmis bir haldekızı seyretmekten baska bir sey yapamıyordu. Büyüsünün düsüncesi bile -bir kalp atımı süre içinuçupgitmisti.Sonra birden costu. Hiçbir sey! Hiçbir sey haber adana artık onu durduramazdı…Ay, Caramon! diye fısıldadı Tasslehoff, dehsetle.Çok geç kaldık, dedi Caramon.Büyülü kalenin en alt katındaki mahzenlere varan iki kafadar aniden durmuslardı: GözleriCrysania’nm üzerindeydi. Gümüs ısığın halesi içine sarınmıs kız, kollarını uzatmıs, yüzü göklereçevrilmis Kapı’nın ortasında duruyordu.Çok mu geç? Hayır! diye bağırdı Tas, kederle. Geç kalmıs o-lamayız!Bak Tas, dedi Caramon hüzünle. Kızın gözlerine bak. Kör. Kör! Ben Yüksek BüyücülükKulesi’nde ne kadar kör idiysem, öyle kör. Isıktan bizi göremiyor…Onunla konusmaya çalısmamız gerek Caramon! Tas ona çılgınlar gibi asılıyordu. Gitmesineizin veremeyiz. Bu…bu benim suçum! Ona Bupu’yu anlatan bendim! Eğer ben olmasaydım, burayagelmeyebilirdi! Onunla konusacağım!Kender kollarını sallayarak ileri sıçradı. Ama aniden, onu tepe saçından yakalayan Caramontarafından geri çekilivermisti. Tas acıyla viyaklayıp karsı çıkınca -bu ses üzerine- Raistlin döndü.Basbüyücü, haber adana bir an içihaber adana

haber adana d

tefiki olan cüceler,goblinler Solamniya’yı istila ettiği zaman yardım etmek için hemen kosmuslardı. Cüceler ilesövalyeler omuz omuza savasmıs, genç Kharas sövalyelik Emir ve Ku-ralları’ndan derindenetkilenmisti. Buna karsılık Sövalyeler’ de genç cücenin dövüs becerisinden çok etkilenmislerdi.Irkındaki herkesten daha uzun boylu haber adana ve daha güçlü olan Kharas -efsaneye göre Tanrı Reorx’unyardımıyla- kendi yaptığı deva-131sa bir baltayı kullanıyordu; sayısız kere arkasından yardım ulasıncaya kadar istilacıları tek basınacephede oyalamayı basarmıstı.Savasta gösterdiği kahramanlıklardan dolayı Sövalyeler ona kendi dillerinde anlamı sövalyeolan Kharas adını takmıslardı. Bir yabancıya bundan daha büyük bir seref payesi verilemezdi.Kharas yurduna geri döndüğü zaman ününün dört bir yana yayılmıs olduğunu görmüstü.Cücelerin askeri lideri olabilirdi; aslında kral dahi olabilirdi ama onun bu tür hırsları yoktu.Duncan’ın en büyük destekçilerinden biri olmustu ve birçok kisi, klanında bu kadar güçlenmesiniKharas’a borçlu olduğuna inanıyordu. Yaslı cüce ile genç kahraman yakın dost olmuslardı;Duncan’ın tas gibi sert tecrübesi Kharas’ın idealizmine zemin hazırlıyordu.Derken Afet yasandı. Toprağın parçalanmasını izleyen o ilk, korkunç yıllarda Kharas’ın cesaretikusatma altındaki halkı için büyük bir örnek olarak parlamıstı. Baronların bir araya gelip Dun-can’ıkral ilan etmelerini sağlayan onun söyleviydi. Baska kimseye güvenmezken Dewarlarda, Kharas’agüveniyordu. Bu ittifak sayesinde cüceler hayatta kalabilmis, hatta gelismeyi bile basarmıslardı.Artık Kharas en olgun zamanındaydı. Bir kez evlenmisti ama çok sevdiği esi Afet sırasında vefatetmisti; cüceler evlendikleri zaman ömür boyu evlenirdi. Adını tasıyacak oğulları olmayacaktı;dünyayı bekleyen karanlık geleceği düsününce Kharas neredeyse bunun için minnettar bilesayılabilirdi.Tepe cücelerinden Reghar Fireforge ile refakatindekiler. Tesrifatçı tören mızrağının sapını sert,granit zemine vururken haber adana böyle seslendi. Tehaber adana

 

haber adana e

apınerede?Astinus bakıslarını küreden kaldırdı. Tahmin edemiyor musun Geleceğin ve Geçmisin Efendisi?Tarih kitaplarını okudun…Raistlin hiç konusmadan Astinus’a baktı; yüzü neredeyse bir ölüm maskesi halini alıncaya haber adana kadargittikçe solup, buz kesti.Haklısın. Tarih kitaplarını okudum. Demek ki Fistandantilus o yüzden Zhaman’a gitti, dedibasbüyücü sonunda.Astinus tek bir kelime etmeden basıyla onayladı.Dergoth Bozkırlarında bulunan büyülü kale Zhaman…dağ cücelerinin yurdu olan Thorbardinyakınlarında. Zhaman dağ cüce-69leri tarafından denetim altında tutulan topraklar içinde, diye devam etti Raistlin, sesi sanki birkitaptan okuyormus gibi ifadeden yoksundu. Ve su sıralarda, kuzenleri tepe cüceleri de -Afet’tenberidir dünyayı yutmus olan kötülük tarafından sürülerek- kadim dağ yurtlarında kendilerinesığınacak bir yer talep etmek için oraya gidiyor.Kapı’nın yeri……Zhaman’ın zindanlarının derinliklerinde, dedi Raistlin buruk bir edayla, buradaFistandantilus Büyük Cüce Savas’ında savasmıstı…Savasacak… diye düzeltti Astinus.Savasacak, diye mırıldandı Raistlin, onun felaketini getirecek olan savas!Büyücü sessizlesti. Sonra aniden ayağa kalkarak, Astinus’un çalısma masasına ilerledi. Ellerinikitabın üzerine koyarak, kitabı kendine doğru çevirdi. Astinus onu soğukkanlı, yansız bir haber adana ilgiyleinceliyordu.Haklısın, dedi Raihaber adana

 

haber adana f

uya katılmıs olan demirciler, ahsap ustaları ve marangozlar davardı.Caramon garnizonunu Caergoth sehrine kurmustu. Bu ünlü liman sehrini bütün hayatı boyuncaduymustu; eski hayatı boyunca. haber adana Af et’ten üç yüz yıl sonra burası gelismis, kalabalık bir liman kentiolacaktı. Ama simdi, ates dağı Krynn’e çarptıktan yüz yıl sonra, Caergoth karısıklık içinde birkasabaydı. Bir zamanlar Solamniya Bozkırlarının ortasında küçük bir çiftçi kasabası olan Caergothhâlâ, denizin kapı esiklerinde aniden belirmesi sorunuyla uğrasıyordu.Kasabının, dik uçurumlardan tehlikeli bir düsüsle asağıdaki kumsallara varan yollarının -anidenbittiğiyerdeki kıslasından bakan Caramon -benzemese de- Tarsis’i hatırlamıstı. Afet, o sehri dedenizinden kopartmıs, teknelerini kumlar üzerinde ölüp karaya vuran deniz kusları gibibırakmısken, burada Caergoth’da, Yeni Deniz bir zamanlar ekili olan arazileri kucaklıyordu.Caramon özlemle Tarsis’te karaya vurmus olan o gemileri düsündü. Burada, Caergoth’da dabirkaç tekne vardı ama onun ihtiyaçlarına cevap verecek kadar değil. Her çesit deniz tasıtınıalmaları veya el koymaları için -eğer mümkünse mürettebatlarıyla birlikte- adamlarını haber adana sahilboyunca, her ikihaber adana

 

haber adana u

yilestirme becerine ihtiyacım var.Ama, anlayamıyorum. Neden…Nasıl burada olabiliyor? diye kekeledi Crysania dehsetle. Onunbizim kendi zamanımıza dönmüs olduğunu söylemistin.Öyle zannediyordum, diye cevap verdi Raistlin ciddiyetle. Ama belli ki yanılmısım. Büyülü aletonu haber adana buraya, bu zamana getirdi. Dünya içinde tam bir kender usulü, her seyin zevkini çıkartarakgezinip duruyordu. Zamanla savası duyarak, bu macerayı paylasmak için buraya gelmis. Ne yazıkki, dolasırken bir salgın hastalığa tutulmus.Korkunç bu! Tabii ki gelirim. Yatağının ayak ucundaki kürk pelerinini yakaladığı gibiomuzlarına attı; bunu yaparken yan gözle Raistlin’in kendisine arkasını döndüğünü fark etmisti.Pencereden gümüs rengi mehtaba bakan adamın, sanki bir iç hesaplasma içersindeymis gibiçenesinin kasıldığını gördü kız.Ben hazırım, dedi Crysania, pürüzsüz bir sesle, isinden baskasını düsünmeyen biriymisçesine,pelerinine sıkıca sarınarak. Dönen Raistlin elini kıza uzattı. Crysania adama aklı karısarak baktı.Gecenin yollarından ilerlemeliyiz, dedi sessizce. Söylemis olduğum gibi, muhafızlarıtelaslandırmak istemiyorum. Ama neden? dedi kız. Ne fark eder… Kardesime ne diyeceğim?Crysania duraksadı. Anlıyorum…Dçinde bulunduğum ikilemi anlıyor musun? diye sordu Raistlin, kıza dikkatle bakarak. Eğerona söylersem, bu onu, su anda tasımakta olduğu dertlerine eklenecek bir derde dahakatlanamaya-cağı bir dönemde endiselendirecek. Tas büyülü aleti kırmıs. Onu eve yollamayıplanladığımı bildiği halde bu Caramon’u da çok üzecektir. haber adana Ama… ona kenderihaber adana

 

haber adana m

eceksin? Geleceği görmüs olduğunu mu? Sonlarının felâket olduğunu mu?Caramon’un elem dolu yüzündeki mücadeleyi gören Raistlin gülümsedi. Zannetmiyorumkardesim. Ve simdi, eğer yuvana geri dönmek istiyorsan, yukarıya çıkıp, zırhını giymeni ve ordunakumanda etmeni tavsiye ederim.Basbüyücü elini kaldırarak kukuletasını yeniden gözlerini haber adana gizleyecek sekilde çekti. Caramonderin bir iç çekti, sanki birisi yüzüne buz gibi bir bardak su atmıstı. Bir an durduğu yerdekardesine bakmaktan baska bir sey yapamadı; neredeyse her yanına hakim olan öfkeyle titriyordu.O anda, tek düsünebildiği sey Raistlin’di…onunla birlikte ağacın yanında gülen Rasitlin…tavsanıtutan Raistlin… Aralarındaki o dostluk gerçekti. Buna yemin edebilirdi! Ama öte yandan, bu dagerçekti. Sabahın berrak ısığında parlayan bıçağın ağzı gibi gerçek, soğuk ve keskindi.Ve yavasça bıçaktan gelen ısık Caramon’un aklındaki kargasa bulutlarını delmeye baslayarak, onukardesine bağlayan baska bir278bağı parçaladı.Bıçak yavas hareket ediyordu. Kesecek çok bağ vardı.Dstar’ın kana bulanmıs arenasına ilk baktığında Caramon anlamıstı- Ve Pax Tharkas’ın donla kaplıavlusunda kardesine bakarken baska bir bölümü daha hissetmisti.Görünüse göre baska çarem yok, dedi; hiddetten gözleri yasa-rıp, çektiği acı nedeniyle önündeduran kardesinin görüntüsü gözlerinin önünde bulanıklasırken.Hiç yok, diye yanıtladı Raistlin. Dizginlerine asılarak hareket etmeye hazırlandı. Dlgilenmemgereken seyler var. Lady Crysania seninle birlikte, öncü kolunda at sürecek tabii ki. Ben bir sürearkadan geleceğim.Ve böylece gitmeme izin çıktı, dedi Caramon kendi kendisine. Kardesinin atıyla uzaklasısınıseyrederken artık içinde bir öfke duymuyordu; sadece içini kemiren donuk bir acı. Kesilen birkolun da geride böyle hayaletimsi bir acı bıraktığını duymustu bir keresinde…Topukları üzerinde dönen, avludaki ağır sessizliği duymaktan haber adana çok hisseden kohaber adana

 

haber adana t

ması çok acı.Birlikte çok sey yapabilirdik, sen veben. Simdi…Biri için yasam. Diğeri için ölüm, dedi Raistlin. Elini uzatarak kantasından pandantifi soğuk tasblok üzerine koydu. Sonra büyü sözlerini duydu ve kendisi de cevaben haber adana mırıldandığı sözlerle sesiniyükseltti.Çatısma uzun sürdü. Ellerinin altında yatmakta olan kara cüppeli büyücünün, hatıralarındançıkardığı görüntüleri seyreden, Kule’nin iki muhafızının kafası iyice karısmıstı. O ana kadar herseyi Raistlin’in gözlerinden görmüslerdi. Fakat iki büyükullanıcısı artık o kadar yaklasmıstı kiKule’nin koruyucuları çatısmayı her iki rakibin gözlerinden görebiliyorlardı.Parmak uçlarından simsekler çıkan kara cüppeli bedenler acıyla kıvranıyor, ıstırap ve hiddetçığlıkları, çatırdayan kaya ve ahsap sesleri arasına karısıyordu.Büyülü atesler, buzdan duvarları eritiyor, sıcak rüzgârlar tayfun gücüyle esiyordu. Alevfırtınaları koridorları süpürüyor, efendilerinin buyruğuyla Cehennemden fırlayan hayaletlerordusu, satonun temellerini sallıyordu. Fistandantilus’un koca kara kalesi çatırdamaya, mazgallısiperlerinden taslar yuvarlanmaya baslamıstı.Derken, bir hiddet ve ıstırap çığlığıyla kara cüppeli büyücülerden biri yığıldı, ağzından kanbosandı.Kim kimdi? Kim düsmüstü? Muhafızlar anlamak için deliler gibi bakındılar ama söylemekimkânsızdı.37Neredeyse bitmis tükenmis olan diğer büyücü, bir an için dinlendikten sonra kendisini yerdesürükleyebilmisti. Titreyen eli tas bloğa uzandı, el yordamıyla yokladıktan sonra kantasındanpandantifi bularak kaptı.Kara cüppeli büyücü son gücüyle pandantifi tutarak hâlâ hayatta olankurbanının bedenin yanında diz çökmek için sürünerek gitti.Yerdeki büyücü konusamıyordu ama katilinin gözlerinin içine bakan gözleri haber adana o kadar korkunhaber adana

 

haber adana z

sana bir beyin yapardım, d}, ye yapıstırdı Raistlin hırçınlıkla.Ne yapmamı isterdin; onu yoktan var etmemi mi, ona kristal küremle bakmamı mı? haber adana Hayır,gücümü harcayacak değilim. Sonra bu gerekli de değil. Bir haritan var mı, ya da baska bir deyisle,bu kadarını akıl edebilmis miydin?Bir haritam var, dedi Caramon sertçe, haritayı kemerinden çıkartıp kardesine uzatarak.Atları sulayıp biraz dinlendirsen fena olmaz, dedi Rasitlin, atından kayıp inerken. Caramon daattan inip, Raistlin haritaları in» çelerken atları dereye doğru götürdü.Caramon atları bir çalılığa bağlayıp kardesinin yanına döndüğünde günes kavusmaya baslamıstı.Raistlin, bu alacakaranlıkta haritayı okuyabilmek için neredeyse burnuna sokmustu. Caramononun öksürdüğünü ve pelerinine sarındığını gördü.Gece dısarıda olmamalıydın, dedi Caramon sertçe.Tekrar öksüren Raistlin ona sert sert baktı. Bir seyim kalmaz.Omuzlarını silken Caramon, kardesinin omuzu üzerinden hari-taya baktı. Raistlin inceparmağıyla, dağın ortalarında bir yerde kü*| çük bir noktayı gösterdi.Dste, dedi.Neden? Neden öyle, kus haber adana uçmaz, kervan geçmez,haber adana