haber canlı

 

haber canlı

dıra girecek olan, dedi büyücü kibar, hos bir sesle, ve büyü yaparken beni rahatsızedecek olan olursa ve -eğer ben hayatta kalırsam-, seni bağıslamamın tek sartı, soğuk cesediniyerde görmemdir. Basarısızlığın için kabul edebileceğim tek gerekçe budur.Bas üstüne haber canlı efendim! dedi Michael daha sertçe, gerçi sesini alçak tutuyordu. Esi Sularas othMithas. Serefim Hayatımdır.Öyle. Raistlin omuzlarını silkti. Genellikle öyle olur.Basbüyücü yeniden çadırına girerek Michael’ı, arkasındaki çadırda yeni -Tanrılar bilir- neolacaksa, onu bekler durumda karanlıkta bıraktı. Adamcağız kuzeni Garic’in de burada olup, bugaripve tehlikeli görevi onunla paylasmasını diledi. Fakat Garic, Cara-mon’un yanındaydı. Kamburunuiyice çıkartıp, pelerinine sarılan ivlichael, özlemle kampa doğru baktı. Kamp ateslerinden, baharatlısarap, dostluk ve kahkaha sesleri geliyordu. Burada ise haber canlı her sey yoğun, kırmızı tonlu yıldız ısığınınaydınlattığı bir karanlığa bürünmüstü. Michael’in duyabildiği tek ses, denetleyemediğititremesinden dolayı zırhının çıkarttığı tıngırtıydı.Çadırın içinde ilerleyen Raistlin, yatağının yanında duran tahta ve büyük bir sandığın yanındadurdu. Büyülü rünlerin oyulmus olduğu sandık Raistlin’in, kendisinden baska kimsenindokunmasına izin vermediği -Büyücülük Asası dısında- yegâne esyasıydı. Kimsenin de zatenbunlara dokunmak gibi bir isteği yoktu. Sandığı yanlıslıkla kaldırmaya çalısan bir muhafızınanlattıklarından sonra özellikle.Raistlin tek bir söz söylememis, nefesi kesilir gibi olan muhafız bunu elinden düsürürkenseyretmekle yetinmisti.O gece, atesin etrafında, diğer muhafız arkadaslarına, sandığın dokunulduğunda yakan birsoğuğu olduğunu söylemisti, muhafız. Sadece bu kadarla kalsa iyi, bir de üzerine o kadar büyük birkorku hissi çökmüstü ki çıldırmadığına sasıyordu.O zamandan beri sandığı haber canlı sadece Raistlin tası

ruloyu açıp, Deawarların kaba dillerinedeniyle biraz tekleyerek okumaya basladı.Thorbardinli Cücelerden Duncan, Kral.Artık hain dediklerinden sana selam olsun.Bu ruloyu, bizim Pax Tharkas’ta yaptıklarımızdan dolayı dağın altındaki Deıvarlarıcezalandıracağın için sana yolladık. haber canlı Eğer bu rulo sana ulastıysa bunun anlamı kapıları açık tutmayıbasarmıs olduğumuz-dur.Konsey’de bizim planımızla alay etmistin. Belki simdi o plandaki irfanı görmüssündür.Düsman artık bir büyücü tarafından yönetiliyor. Büyücü bizim dostumuz. Orduyu DergothBozkırlarına doğru yürüyüse çıkarttı. Biz de onlarla birlikte yürüyoruz, onlarla dost olduk. Zamanıgelince sizin hain dedikleriniz harekete geçip vuracak. Düsmana içten saldırıp onları keskinbaltalarımızla dağıtacağız.Eğer bizim sadakatimizden kuskunuz varsa, dağın altındaki halkımızı biz bu sekildedönünceye kadar rehin tut. Sadakatimizin ispatı olarak büyük bir hediye getirmeyi vaad edilyoruz.Dewarlardan Argat, Hizmetkârınız.283Kharas, parsömeni iki kere okuduğu halde yüzünün asıklığı geçmedi. Bir fark olduysa bile, buyüzünün daha da kararmasıydı.Eee? diye sordu Duncan.Benim hainlerle isim yok, dedi Kharas, ruloyu yeniden kıvırarak, tiksintiyle geriye verirken.Ama ya samimilerse? diye ısrar etti Duncan, bu bize büyük bir zafer kazandırabilir!Kharas, yukarıdaki kürsüde oturmakta olan kralına bakmak için bakıslarını kaldırdı. Su andaSoylu Efendimiz, düsmanımızın komutanı -görünüse göre- dürüst ve saygın bir adam olan su CaramonMajere ile konusabilseydim, bunun anlamı bizim haber canlı bir yenilgiye uğrayacağım

haber canlı

. Çok uzun zaman önce, Ak Cüppeliler Tarikatı’mnbası Par-Salian’a Tanrılar tarafından bir görev verilmisti. Karanlıklar Kraliçesi’nin artmakta olankötülüğünü yenecek kadar güçlü bir büyü kullanıcısına ihtiyaçları vardı. Par-Salian uzunarastırmalardan sonra Raistlin’i seçmisti. Çünkü genç haber canlı büyücüde içten gelen bu güç merkezinigörmüstü. Raistlin gençken bu güç merkezi, bu çekirdek, soğuk, biçimsiz bir demir yığını gibiydi.Fakat Par-Salian cefa, acı, savas ve tutkunun akkor halindeki atesinin bu yığını en iyi tavlanmısçelik haline getireceğini umuyordu.Raistlin basını soğuk tas zeminden kaldırdı.Kraliçe’nin hiddetinin alevi, etrafında kamçı gibi saklıyordu. Tüm bedeninden ter bosandı. Atesciğerlerini dağladığı için nefes alamıyordu. Kraliçe, Raistlin’in kendi sözleri, kendi düsleriyleiskence ediyordu. Ona, daha önce bir çok kisinin gülmüs olduğu gibi güldü. Yine de, tüm bedeni hiçtatmamıs olduğu bir korkuyla354355titrerken bile Raistlin’in ruhu cosmaya basladı.Bu durumdan kafası karısan büyücü, durumu anlamaya çalıstı. Yeniden kendini denetlemeyeçalıstı; onu zayıf ve titrek bırakan bir çabadan sonra, annesinin kulaklarında çınlayan sesiniuzaklastırdı. Gözlerini Kraliçe’nin alaycı tebessümüne kapattı.Karanlık her yanını sardı ve tatlı, serin karanlıkta Kraliçesinin korkusunu gördü.Korkuyordu…ondan korkuyordu!Yavasça, Raistlin ayağa kalktı. Kapı’dan sıcak rüzgârlar esiyor, sanki onu fırtına bulutlarıçevrelemis gibi görününceye kadar kara cüppesini etrafında dalgalandırıyordu. Artık doğrudanKapı’ya bakabiliyordu. Gözlerini kıstı. Korkunçluklar Kapı’sını amansız, çarpık bir tebessümleseyretti. Sonra, elini kaldıran Raistlin, ejderha küresini Kapı’ya fırlattı.O görülmeyen duvara çarpan küre paramparça haber canlı oldu. Neredeyse d

çatırtısı, rakiplerin ağır nefes sesleri, bazen de çamur içineyuvarlanan bir bedenin sapırtısı veya bir darbe indiğinde çıkan bir inleme sesiydi.Halka halindeki adamlar ve ates ısığı Caramon’un gözünde bulanıklasmaya basladı. Artık ağrıyankollarına kütük, koca bir ağaç gövdesi gibi geliyordu. Nefes almak haber canlı ise bir ıstıraptı. Caramon,kendisine avantaj sağlayacak bir hamleyi bos verip nefeslenmek için durmasından, rakibinin de enaz kendi kadar yorulduğunu biliyordu. Ogre melezinin, Caramon’un kütüğünü yediği yerde, yantarafında, boylu boyunca çirkin bir morartı vardı. Halka içinde duran herkes kaburgalarınınkırılma sesini duymus, sarımtrak yüzün acıyla çarpıldığını görmüstü.Ama adam Caramon’u sendeleyerek gerileten, elindeki kütüğü darbeyi savusturmak için delilergibi savurmasına neden olan bir kılıç darbesiyle, karsı hamlede bulunmustu. Artık her ikisi dekendi düsmanı dısında hiçbir seyi duymadan ve umursamadan birbirleri etrafında dolanıyordu.Her ikisi de bir sonraki hatanın ölümcül olacağını biliyordu.Derken Çelikparmak çamurda kaydı. Birazcık kaymıs, takma bacağı ile denge sağlayıp sağlamdizi üzerine düsmüstü. Dövüsün basında olsaydı birkaç saniye içinde ayağa kalkardı. Ama gücütükenmeye baslamıstı ve ayağa kalkmak için çabası bir an daha uzun sürmüstü.O an, Caramon’un beklediği seydi. İleri doğru yalpalayıp bedeninde kalan son gücü harcayanCaramon, kütüğü kaldırarak bütün gücüyle adamın takma bacağının bağlı olduğu dizine indirdi.Nasıl bir çekiç çiviye vurursa, Caramon’un darbesi de takma bacağı öylece ıslak toprağa sapladı.Hiddet ve ağrıyla hırlayan ogre melezi, bir yandan kılıcının biçen hamleleriyle Caramon’u uzaktutmaya çalısıp, diğer yandan deliler gibi kıvranarak, bacağını çekip kurtarmaya çalıstı. Olağanüstügücü o kadar fazlaydı ki neredeyse basaracaktı. O anda, rakibinin tuzağa düstüğünü gördüğü andabile, Caramon, her yanı ağrıyan bedenini dinlendirmek ve rakibini bırakmak haber canlı için duyduğu kıskırtı

haber canlı

haber canlı a

ir de tılsım var. Raistlin sonsuz bir sabırla konusuyordu. Caramon’un tereddütetmeye devam ettiğini görünce, ekledi, Bu odayı tılsımın olmadan terk etmeni tavsiye etmem.Ama yine de karar haber canlı senin…Hâlâ gölgelerin içinden onları dikkatle izleyen soluk yüzlere bakan Caramon kardesinin önünegitti, ellerini göğsünde kavusturdu. Simdi sırada ne var? diye homurdandı.Önümde diz çok!Caramon’un gözleri hiddetle çakmak çakmak oldu. Dilinin ucuna keskin bir küfür geldi ama yangözle Crysania’ya bakınca, sözleri yuttu.Raistlin’in soluk yüzü hüzünlenmis gibiydi. İçini çekti. Yoruldum Caramon. Ayağa kalkacakgücüm yok. Lütfen…Çenesini kenetlenircesine sıkan Caramon, narin, kara cüppeli ikiziyle aynı boya gelecek sekilde,yere diz çökmek için, yavasça al-çaldı.Raistlin hafifçe bir söz söyledi. Demir tasma ikiye yarılıp, Caramon’un boynundan takırtıyla yeredüstü.Daha da yaklas, dedi Raistlin.Yutkunup boynunu ovan Caramon söyleneni yaptı ama karde-53sine hiddetle bakıyordu. Bunu Crysania için yapıyorum, dedi, sesi gergindi. Eğer sadece ikimizolsaydık, bırakırdım bu kötü yerde çürüyesin!Ellerini uzatan Raistlin, sefkatli, neredeyse oksar gibi bir hareketle ellerini ikizinin basının ikiyanına koydu. Öyle mi yapardın kardesim?, diye sordu büyücü hafifçe, sözler bir nefes haber canlı gibiçıkmıstı. Beni bırakırhaber canlı

 

haber canlı b

esini arttırmaktan baska bir ise yaramamıstı. Raistlin, sonundaiçindeki bir seyler kopacakmıs gibi oluncaya kadar güldü. Gülmek hos gelmisti. Bir süre içinkaranlığı haber canlı uzaklastırmıstı. Alev almıs186187ağaçların ısığıyla aydınlanmıs açıklıkta yatan Raistlin, gülmeye devam ederken, nesenin, bedenindeiyi bir sarap gibi yayıldığını hissedebiliyordu. Sonra Caramon da ona katıldı, patlayan böğürtüsübütün ormanda yankılanıyordu.Sadece ağaçların yanan dallarının yere düsen parçaları, Raist-lin’in kendisine gelmesine nedenolmustu. Yas içinde kalmıs gözlerini silerek, gülmekten ayakta bile duracak hali olmadığı halde,tökezlenerek ayağa kalktı. Bileğinde gizli tuttuğu hançeri bir hareketle eline aldı.Uzanıp, parmakları ucuna kalkan büyücü, kardesinin bileğine dolanmıs olan ipi kesti. Caramon,küfrederek, gürültüyle yere düstü.Kendi kendine kıkırdamaya devam eden büyücü, gidip, arka ayaklarından bağlanmıs olantavsanın da bağını keserek hayvanı kucağına aldı. Hayvancık dehsetle yarı delirmisti ama Raistlinhayvanın basını kibarca oksayarak tatlı sözler mırıldandı. Hayvan zamanla sakinlesti, sanki birtransa haber canlı geçti.Evet, canlı geçirdihaber canlı

 

haber canlı c

ayağa kalkıp, Gnimsh’in de kalkmasınayardım ederek. Biraz alısmak icap ediyor; ayrıca bizi gördüklerine de çok sevineceklerini sanmamama yine de denemeye değer.Pekâlâ, dur da ayarlamaları yapayım…Sakın ellemelTanıdık ses gölgelerin içinden geldi haber canlı ve o kadar sert ve emrediciydi ki Gnimsh’in eli, alet üzerindedondu kaldı.Raistlin! diye bağırdı Tas, etrafa deliler gibi bakarak. Raistlin! Buradayız! Buradayız!Nerede olduğunuzu biliyorum, dedi basbüyücü soğuk bir edayla, hücrede önlerinde duracaksekilde dumanlı havadan çıkıp maddeleserek.Aniden belirivermesi Devvarların bağırmasına, çığlık atmasına, nefeslerinin kesilmesine nedenolmustu. Kösede oturan eli bıçaklı bir yılan gibi ayağa kalkarak, ileri doğru bir hamle yaptı.Raistlin dikkat e… diye viyakladı Tas.Raistlin döndü. Hiç konusmadı. Elini kaldırmadı. Sadece kara cüceye baktı. Devvarın yüzü külrengine döndü. Hissizlesen ellerinden bıçağı düsürerek geriye büzüstü, gölgeler içine saklanmayaçalıstı. Kendere dönmeden önce Raistlin, hücreye bir göz attı. Hemen ortalık sessizlesti. Hattanöbet halinde olanlar bile sustular….et, diye bitirdi Tas, halsizce. Sonra kenderin yüzü aydınlandı. Ellerini çırptı. Ay Rasitlin! Senigörmek ne güzel! Çok da iyi görünüyorsun. Özellikle de o batan…m, kılıçta…n…sonra…Neyse bosveronu. Bizi kurtarmaya geldin değil mi? Bu harika! Ben…Yeterince saçmaladın! dedi Raistlin, buz gibi bir ifadeyle. Elini uzatarak Tas’ı yakaladığı gibikendisine çekti. Simdi, anlat haber canlı ba-324na: Nereden gehaber canlı

 

haber canlı

bir kese altın!Dört suret kalenin önünde durunca kesilen bir tezahürat sesi yükseldi. Liderleri olan komutan,eski zamanlardan beri barıs görüsmek istendiğini ifade eden bir hareketle avucu yukarı geleceksekilde elini kaldırdı. Mazgalların siperleri üzerinden, sırf bu is262için yerlestirilmis olan bir haber canlı kaya parçasına çıkan Duncan ellerini beline koyarak bacaklarını açtı vekaslarını çatarak asağıya baktı.Konusalım! diye bağırdı komutan Caramon asağıdan. Sesi kalenin iki yanında uzanan dik dağlararasındaki duvarlardan yankılanarak gürledi.Söylenecek her sey söylendi! diye cevapladı Duncan; koca insanın ancak dörtte bir cüssesindeolan cücenin sesi de neredeyse en az bir o kadar güçlüydü.Size son bir sans daha veriyoruz! Soydaslarınıza hakkı olanı verin! Bu insanlara onlardanaldıklarınızı geri verin. O engin zenginliğinizi paylasın. Sonuç olarak, o zenginliği ölülerharcayamaz!Öyle ama siz canlı kalanlar bir yolunu bulurdunuz değil mi? diye patladı Duncan’m sesi alayla.Neyimiz varsa onları dürüstçe, dağlar altındaki yurdumuzda zorlukla çalısarak kazandık, vahsibarbarlarla ortalığı talan ederek değil. Dste size cevabımız!Duncan elini kaldırdı. Hazır bekleyen keskin nisancılar yaylarını gerdi. Duncan’m eli ininceyüzlerce ok havada ıslık çalmaya basladı. Mazgallı siperlerde duran cüceler, dört kisinin atlarınakosup canlarını zor kurtaracaklarını umarak gülmeye basladı.Ama kahkahaları dudaklarında donup kalmustı. Oklar üzerlerine gelirken, suretlerkıpırdamadılar bile. Kara cüppeli büyücü elini kaldırdı. Aynı anda her bir okun ucu bir alevparçasına dönüstü, bir iki saniye içinde oklar duman oldu ve parlak sabah havasında yok olupgitti.Bu da bizim cevabımız! Komutanın sert, soğuk sesi yukarı doğru tırmandı. Atını çevirenkomutan ordularına doğru hızla ilerledi; yanında kara cüppeli büyücü, tepe cücesi haber canlı ve Bozkırlıvardı.Adamlarının khaber canlı

haber canlı d

-21rafında asılı duruyormus gibi. Eğer güzel Palanthas sehrinin ısıkları pırıldıyorsa bile, ogöremiyordu.Sıkıntıyla içini çeken Crysania kuması iyice kavrayarak asağı doğru asıldı. Çürümekte olan kumaskendini hemen bırakınca perde kızın üzerine düsüp neredeyse kızı kadife haber canlı kumastan bir örtü altınagömüyordu. Kız minnetarlıkla ağır kuması omuzlarına bir pelerin gibi sararak, sıcaklığı içinesığındı.Baska bir perdeyi de sakarca yırtarak karanlık oda boyunca arkasından sürükledi; bir yandan da,perde, yerdeki kırık esya parçalarını toparladıkça zemin üzerinde çıkarttığı sürtünme sesinidinliyordu.Asanın büyü ısığı parlayarak ona karanlık içinde kılavuzluk ediyordu. Sonunda ısığa varan kızyere yığılarak yorgunluktan ve yasadığı dehsetten tir tir titremeye basladı.O ana kadar ne kadar yorgun olduğunu fark etmemisti. Kaç gecedir -İstar’da fırtınabasladığından- beri uyumamıstı. Artık biraz ısındığı için kendisini perdeye sarıp salmalayıp birkayıtsızlığa dalmak düsüncesi, bastan çıkartırcasına, karsı konulamaz geliyordu.Kes sunu! diye emretti kendi kendine. Kendisini kalkmaya zorlayarak perdeyi Caramon’a doğrusürükleyip, yanında diz çöktü. Adamı ağır kumasla örtüp, perdeyi adamın genis omuzlarına kadarçekti. Adamın göğsü hareketsizdi, nefes aldığı belli belirsizdi. Soğuk elini adamın boynuna koyaraknabzını hissetti. Nabzı yavas ve düzensizdi. Sonra kız adamın boynunda izler gördü, ölüm gibibeyaz izler…sanki etsiz dudaklara aitmis gibi.Bedensiz kelle Crysania’nın hafızasında yüzüyordu. Ürperen kız görüntüyü düsüncelerindenuzaklastırarak perdeye sarılarak elini Caramon’un alnına koydu.Paladine, diye dua etti yavasça, eğer kızıp rahibene sırtını dönmediysen o haber canlı zaman onunhaber canlı

 

haber canlı e

di. Belki de aklı sonunda bedenini deyanına almaya karar vermisti.Gittiğim zaman, Raistlin’in sesi sudan yükselip gelmisti, kapıyı arkamdan kilitle ve ısığısöndür. haber canlı Kardesim son zamanlarda kuskulanmaya basladı. Büyülü kapıyı bulursa kuskusuz burayagelir. Bir sey bulmaması gerek. Bütün bu hücreler bos görünmeli.Suret mırıldandı ve kapı menteseleri üzerinde gıcırdadı.335Kristalmi/in sulan aniden Tas’in etrafında kaynamaya basladı. Sudan, yılan gibi kıvrılandokungaçlar çıkmaya, onu yakalamak için uzanmaya basladı. Gözleri fal tası gibi açıldı. Raistlin!diye yalvardı. Beni bırakma. Bana yardım et.Fakat kapı gümbürtüyle kapandı. Kısa boylu, kara suret, Tas’ın yanma doğru ayaklarınısürüyerek yaklastı. Surete hülyalı bir dehsetle bakan Tas, bunun bir cüce olduğunu gördü.Gülümsedi.Flint? diye mırıldandı kavrulmus, çatlamıs dudakları arasından. Yo! Arack! Kosmaya çalıstıama sudaki dokungaçlar ayağına doğru uzanıyordu.Raistlin! diye çığlık attı, çılgınlar gibi geri geri gitmeye çalıstı. Ama ayaklan hareket etmiyordu.Bir haber canlı sey onu yakalamıstıhaber canlı

 

haber canlı f

mus, Crysa-nia’ya bakıyordu. İçeriden ısıkyayılıyor; odun dumanı içeride bir atesin varlığını vaad ediyordu. Raistlin’in yüzü sertlesipsabırsız-lastı.Esen bir rüzgâr, Crysania’nın kukuletasını geri savurarak, kırbaç gibi inen yağmuruyüzüne çarptı. İçini çeken kız ön kapıya ulasabilmek için çamur içinden zar zor ilerledi.Hos geldiniz haber canlı efendi. Hos geldiniz bayan.Crysania yanından gelen sesle irkildi…girdiğinde kimseyi görmemisti. Dönünce, kapı tamçarpılırcasına kapanırken kapının arkasındaki gölgeler içine sinmis, çirkin bir adam gördü.Soğuk bir gün efendi, dedi adam, ellerini ovusturarak. O hareket, yağ içinde kalmıs bir önlük vekoluna atmıs olduğu lime lime bir bez parçası adamın hancı olduğunu belli ediyordu. Pejmürdegörünüslü, pis hana bir göz gezdiren Crysania, hanı yeterince uygun buldu. Adam elleriniovusturarak onlara yaklastı; sonunda Crysania adamın bira kokan pis nefesini duyuncaya kadardiplerine geldi. Yüzünü pelerini ile örten kız adamdan uzaklastı. Adam buna sırıtmıstı sanki; eğerkısık gözlerindeki o seytani ifade olmasaydı, bu sarhos birinin ahmakça sırıtısı sayılabilirdi.Adama bakan Crysania’ya bir an için geri, fırtınaya dönmeyi bile tercih edebilirmis gibi geldi.Fakat hancıya tek keskin ve delici bir bakıs atan Raistlin soğuk bir edayla, Ates yakınında birmasa, dedi.Hayhay efendi, hayhay. Ates yakınında bir masa, hayhay. Böylesine kötü bir günde pek iyi olur.Gelin efendi, hanım, böyle gelin. Bir kez daha gözlerindeki gizlenmis o bakıs ve yaltaklanan biredayla yerlere kadar eğilip reveranslar yaparak ayaklarını yan yan sürüyen adam bakıslarınıonlardan hiç ayırmayarak, onları pis bir masaya götürdü.Bir büyücü müsün sen efendi? diye sordu hancı, Raistlin’in siyah cüppesine değmek için eliniuzatarak ama büyücünün delip geçen bakısları karsısında elini hemen geri çekti. Siyahlılardan hemide. Uzun zamandır böyle olanını haber canlı hiç görmediydik, dihaber canlı

 

haber canlı u

bir rüzgâr, Crysania’nın kukuletasını geri savurarak, kırbaç gibi inen yağmuruyüzüne çarptı. İçini çeken kız ön kapıya ulasabilmek için çamur içinden zar zor ilerledi.Hos geldiniz efendi. Hos haber canlı geldiniz bayan.Crysania yanından gelen sesle irkildi…girdiğinde kimseyi görmemisti. Dönünce, kapı tamçarpılırcasına kapanırken kapının arkasındaki gölgeler içine sinmis, çirkin bir adam gördü.Soğuk bir gün efendi, dedi adam, ellerini ovusturarak. O hareket, yağ içinde kalmıs bir önlük vekoluna atmıs olduğu lime lime bir bez parçası adamın hancı olduğunu belli ediyordu. Pejmürdegörünüslü, pis hana bir göz gezdiren Crysania, hanı yeterince uygun buldu. Adam elleriniovusturarak onlara yaklastı; sonunda Crysania adamın bira kokan pis nefesini duyuncaya kadardiplerine geldi. Yüzünü pelerini ile örten kız adamdan uzaklastı. Adam buna sırıtmıstı sanki; eğerkısık gözlerindeki o seytani ifade olmasaydı, bu sarhos birinin ahmakça sırıtısı sayılabilirdi.Adama bakan Crysania’ya bir an için geri, fırtınaya dönmeyi bile tercih edebilirmis gibi geldi.Fakat hancıya tek keskin ve delici bir bakıs atan Raistlin soğuk bir edayla, Ates yakınında birmasa, dedi.Hayhay efendi, hayhay. Ates yakınında bir masa, hayhay. Böylesine kötü bir günde haber canlı pek iyi ohaber canlı

 

haber canlı m

ra yürüyerek hem onun, hem de kitapdizilerinin yanından geçerek koridora çıktı. Koridora çıkınca bir an durarak, adama eline vermisolduğu kitaba sıkı sıkı sarılmıs, hayretle haber canlı bakan Dalamar’a döndü.Aman genç büyücü. Bir daha buraya geri gelmene gerek yok. Sen isini bitirdiğinde kitapkendiliğinden yerine dönecektir. Aestheticleri korkutmana izin veremem. Zavallı Bertremkuskusuz simdiden yatağına varmıstır. Shalafi’ne selamlarımı söyle.Yeniden eğilerek selam veren Astinus gölgeler içinde eridi. Dalamar düsüncelere dalmıs,tarihçinin yavas ama sağlam adımlarının hol boyunca azalısını dinleyerek olduğu yerde kalmıstı.Sonra omuzlarını silken kara elf bir büyü sözü söyleyerek Yüksek Büyücülük Kulesi’ne döndü.Astinus’un bana vermis olduğu, Cücekapısı Savasları hakkındaki kendi yorumları, Shalafi. Bunlaryazmıs olduğu kadim metinlerden çıkartılmıs…Astinus benim neye ihtiyacım olduğunu bilir. Devam et.Tabii ,Shalafi. Dsaretli pasaj söyle baslıyor:’Ve ulu basbüyücü Fistandantilus, zaman içinde ileriyle irtibat sağlayıp çırağıyla konusmak içinejderha küresini kullanarak ona Palanthas’taki Büyük Kütüphane’ye gitmesini ve yaptığı isin basarıyaulasıp ulasmadığını anlaması için tarih kitaplarını okumasını söyledi.’ haber canlı Bunu okurkenDalamar’haber canlı

 

haber canlı t

dürtülerinin kurbanı olankendisi, kendini denetleyecek kadar adam değilken kardesi -sevebilme yetisine sahip olmadığınıitiraf ederek- soylu ve fedakâr görünüyordu. Caramon basını salladı.Dkisi birlikte Crysania’nın ormanın içine doğru dalan izini takip ettiler. Rahat ilerliyorlardı; kızyoldan haber canlı ayrılmamıs, hiç yön değistirmemis, hatta hiç izlerini gizlemeye uğrasmamıstı.Kadınlar! diye mırıldandı Caramon, bir süre sonra. Madem canı dolasmak istiyordu nedenadam gibi yürümedi! Neden at sırtında memleketin yarısını dolandı?Onu anlamıyorsun kardesim, dedi Raistlin, bakısları yoldayken. Onun böyle bir amacı yok.Onun bu yolculukta bir hedefi var, inan bana.166Pöh! diye burun büktü Caramon. Bunu söyleyen kadın uzmanına bakın hele! Ben evliydim!Bilirim! Onu izleyeceğimizi bilerek, huysuzluk edip sürdü atını. Onu buralarda bir yerlerde, atıyere saplanmıs, büyük bir ihtimalle de sakatlanmıs bulacağız. Üsümüs ve kibirli bir halde olacak.Özür dileyeceğiz ve…ve ben o kadar istiyorsa o kahrolasıca çadırı ona vereceğim ve …bak iste! Nedemistim? Atını durdurarak, otluk araziyi isaret etti. Bak kör bir lağım cücesinin bile bulabileceğibir iz! Haydi gel.Raistlin cevap vermedi ama kardesinin pesinden dört nala giderken yüzünde düsünceli bir ifadevardı. Dki kardes, Crysania’nın otluk arazi üzerinde bıraktığı izi izledi. Yeniden ormana girdiği yeride buldular, bir dereye gelip geçtiler. Fakat orada, derenin kıyısında Caramon atını durdurdu.Bu da n… Atını bir daire seklinde sürerek sağa, sola bakındı. Rasitlin de durup içini çekti veeyer kası üzerinden eğildi.Sana haber canlı söylemistim, dedi ciddiyehaber canlı

 

haber canlı z

üzünden sıyrılmıs; gururun, hırsın, tamahkârlığın, hissiz zulmünparçalanmıs çizgilerini gözler önüne sermisti. Sanki Caramon, bu her zaman gördüğü yüzü,ikizinin yüzünü ilk kez görüyormus gibiydi.Belki de, diye düsündü Caramon,Yüksek Büyücülük Kulesinde, haber canlı Raistlin onun tenine, çıplak eliyleo bes deliği yakarak açarken Da-lamar da aynı yüzü görmüstü. Belki Fistandantilus da ölürken buyüzü görmüstü….Reddedilen, ruhu dehsetle sarsılan Caramon bakıslarını o korkunç, kuru kafa görünüslü yüzdençevirerek, yüzündeki ifadeyi sertlestirdi ve elini uzattı. En azından izin ver de yaranı sarayım.Raistlin basını siddetle salladı. Kendisini yasama bağlı tutan kan içinde kalmıs ellerinden biriniyerinden zorla ayırarak Caramon’un koluna yapıstı. Hayır! Bırak sunu! Basaramadım. Tanrılargülüyor. Buna…dayanamam…Caramon, ona bakakaldı. Aniden, anlamsız bir biçimde koca303,Tadamı bir hiddet kapladı; yıllarca süren alaycı asağılamalar ve bir tesekkür bile alamadığıhizmetine karsılık kabaran bir öfke. Bu adam yüzünden ölen arkadasları gören bir öfke. Neredeysekendi sonunu görmüs olan bir öfke. Askın yok edildiğini, askın inkâr edildiğini gören bir öfke…Elini uzatan Caramon, kara cüppeyi yakaladığı gibi kardesinin basını yastıktan çekip kaldırdı.Hayır, Tanrılar adına, diye bağırdı Caramon, kelimenin tam manâsıyla öfkeden titreyen birsesle. Hayır, ölmeyeceksin! Beni duyuyor musun? Gözleri kısıldı. haber canlı Ölmeyeceksin kardesim! Bütünhayatıhaber canlı