haber dinle

 

haber dinle

zen verip, yeniden yerine oturdu.Tanrılar adına, seni bu kez öldüreceğim! dedi Caramon, sıktığı disleri arasından, titreyen eliylekılıcını kınından çekti.Öyleyse yap, diye atıldı Raistlin, yeniden haber dinle açtığı büyükitabın-dan bakıslarını kaldırarak, vebitsin bu is. Bu sürekli tehditler insanı sıkıyor!Büyücünün gözlerinde garip bir parıltı vardı -neredeyse sabırsız bir parıltı -bir davet pırıltısı.Dene! diye fısıldadı, kardesine bakarak. Beni öldürmeye çalıs! Bir daha eve dönemezsin…Bunun önemi yok! Gözünü kan bürümüs, kıskançlık ve nef-160retle kendini haber dinle kaybetmis olan Caramon, oturmus, yüzünde o garip ve hevesli ifadeyle onu bekleyenkardesine doğru bir adım attı.Dene! diye emretti Raistlin yine.Caramon kılıcını kaldırdı.Komutan Caramon! diye telaslı bir ses geldi dısarıdan; kosusturan insanların ayak sesleriduyuluyordu. Küfreden Caramon, sa-vuracağı kılıcı tutarak tereddüt etti; öfkeli gözyaslarıyla yarıkörles-mis bir halde kasvetle kardesine bakıyordu.Komutanım! Neredesiniz? Sesler daha yakından geliyordu; ayrıca bu seslere karsılık olarakkendi muhafızlarının sesleri duyulmus, gelen sesi Raistlin’in çadırına yönlendirmisti.Buradayım! diye bağırdı sonunda Caramon. Kardesine sırtını dönerek haber dinle kılıcını kınına sok

.Caramon anladı. Siz yolunuza devam edin, dedi elini sallayarak. Garic, benim çadırıma birbakıver.Yüzbasıyla yalnız kaldıkları zaman -ya da herkesin kendilerini235merakla seyrettiği kalabalık bir kampta ne kadar yalnız kalabilirler-se haber dinle o kadar yalnız kaldıklarızaman- adamı sorguya çekmek için döndü.Yaslı paralı asker sadece tek bir kelime söyledi: Büyücü.Raistlin’in çadırına varan Caramon, kalbi sıkısarak çadırın çevresini sarmıs olan silahlımuhafızların, meraklıları uzaklastırmaya çalıstığını gördü. Caramon’u görünce insanlar rahat birnefes aldığı ve birkaç kisinin de Komutan artık burada. O isleri halleder, dedikleri duyuldu; ayrıcabirçok kisi basını sallamıs, hatta orada burada alkıs sesleri bile duyulmustu.Yüzbasıdan birkaç küfür yedikten sonra kalabalık Caramon’un yürüyebileceği kadar bir aralıkbıraktı. Caramon geçerken silahlı muhafızlar yana çekilmis, ama o geçer geçmez hemen bosluğukapatmıslardı. Olanları görmek için yanıp tutusan kalabalık itisip kakısıyor, muhafızlarıntepesinden görmeye çalısıyordu. Yüzbası o-lup biteni anlatmayı reddettiği için Caramon, kardesininçadırının tepesine oturmus bir ejderha görmekten tutun da, her yanı yesil ve mor alevler içindebulmaya kadar her seyi görmeye hazırdı.Onun yerine genç bir adamın nöbet tuttuğunu ve Lady Crysa-nia’nın çadırın kapısının kapalıörtüsü önünde gezindiğini gördü. Caramon, genç adamı hatırlar gibi olarak süzdü.Garic’in haber dinle kuzeni, dedi ter

haber dinle

büyüden baska onun için hiçbir ses, hiçbir nesne, tüm dünyaüzerinde, hiçbir sey yoktu.Fakat yine de o an da, tüm o cosku içersindeyken bile, bütün aklını isine vermisti. GözleriyleKapı’yi inceledi, her bir detayı haber dinle dikkatle inceledi: Gerçi bu gereksizdi. Hem uyurken, hem uyanıkkenKapı’yı rüyalarında milyonlarca kere görmüstü. Kapı’yı açacak büyü basitti; öyle karmasık veyaayrıntılı değildi. Kapı’yı çevreleyen ve koruyan her ejderha basının, doğru sözlerle gönlününalınması gerekiyordu. Her biri doğru sırayla söylenmeliydi. Ama bir kez bu yapılınca Ak CüppeliRahibe’nin Paladine’ı, araya girip Kapı’yı açık tutması için ikna etmesi gerekiyordu ki onlar girebilsinlerdi.Kapı arkalarından kapanacaktı.Ve en büyük rakibiyle yüzlesecekti.Düsünce onu heyecanlandırıyordu. Hızlı hızlı çarpan kalbi, kanının damarlarında hızla akmasınaneden oluyor, sakaklarını369368Tzonklatıyor, boğazında atmasına neden oluyordu. Crysania’ya bakarak basıyla onayladı. Zamanıgelmisti.Yüzü büyük bir heyecanla kızarmıs olan; gözleri, dualarının coskusunun parlaklığıyla dahasimdiden pırıldayan rahibe, doğrudan Kapı’nın içine girerek, Raistlin’in karsısındaki yerini aldı. Buhareket için adama mutlak, tam, sarsılmaz bir güven göstermesi gerekiyordu. Yanlıs söylenen tekbir hece, yanlıs bir anda alınan yanlıs bir nefes, dilin sürçmesi veya elin kayması hem kız, hem deadam için ölüm demekti.Bu sekilde -kendi ahmaklıklarından dolayı kapatamadıkları bu korkunç Kapı’yı korumak için buyolu bulan- kadim insanlar Kapı’yi korumayı planlamıslardı. Çünkü -o noktaya varabilmesi içinislemis olması gereken iğrenç seyleri islemis haber dinle olan,- Kara

alarındankaynaklanan, yüzyıllar süren yakın akraba evliliği sonucu delilik daha da güçlenmis, aklı basındaolanlar ise canlarından bezmis, suratsız tipler olmuslardı.Ama onlar da bir ise yararlardı. Çok çabuk sinirlenen, öldürmekten zevk alan acımasız katillerolan Devvarlar, Baron’un ordusunun kıymetli bir bölümünü haber dinle olusturuyordu. Duncan bu yüzden veaslında iyi, adil bir cüce olduğu için onlara iyi davranıyordu. Ama onlara sırtını dönmeyecek kadarda akıllıydı.Aynı sekilde Duncan, Kharas’in sözlerindeki irfana kulak verecek kadar da akıllıydı. Diğergözler de seyredecekler. Bu doğruydu. Geriye, batıya doğru baktı, bu kez bakısı dikkatliydi. Elflersorun istemiyordu, bundan emindi. Bununla birlikte cücelerin bir savas çıkartmak istediklerinidüsünüyorlardıysa, yurtlarını korumak için hızlı hareket ederlerdi. Dönerek kuzeye baktı.Abanasinia’nın savasçı Bozkırlılannın, ülke topraklarında konaklamalarına izin verdikleri tepecüceleri ile bir ittifak düsündükleri söylentileri vardı. Aslında Duncan’ın bütün bildiği bu ittifakınyapılmıs bile olabileceğiydi. En azından bu tepe cücesi Fireforge ile konusursa, ne olduğunuöğrenecekti.Sonra, daha kötü söylentiler de vardı…Solamniya’nın parçalanmıs topraklarından yürüyüsegeçmis bir ordunun söylentileri, güçlü, kara cüppeli bir büyücünün öncülük ettiği bir ordu…Pekâlâ! diye hırladı Duncan pek de zarif olmayan bir halde. Yine kazandın Kharas. Tepecücesine Baron Sarayı’nda, bir sonraki saat basında onu beklediğimi söyle. Bak bakalım diğerbaronlar-130dan birilerini bulabilecek misin. Senin de önerdiğin gibi bunu dürüstçe yapacağız.Gülümseyen Kharas eğilerek selam verdi, uzun sakalı çizmesinin üstünü süpürüyordu. Duncankendinden emin bir bas hareketiyle döndü ve memnuniyetsizliğini belirtircesine paldır küldüryürüdü. Kralları geçerken siperlerde duran diğer cüceler eğilerek selam verdiler ama neredeysehemen, nöbetlerine geri döndüler. Cüceler basına buyruk tiplerdir, önce klanlarına, haber dinle sonraliderlerine sadakat g

haber dinle

haber dinle a

ılarını kapatıpsürgülemislerdi. Gün boyunca çok az kisi içeri kabul edilirdi, gecıe ise hiç kimse. Fakat o andaKütüphane’ye giren ve karanlık bir suret halinde Astinus’un önünde duran haber dinle adam için sürgüler vekilitllerin hiçbir anlamı yoktu.Tarihçi bakıslarını kaldırmadı. Nerede kaldığını merak etrmeye baslamıstım, diyerek yazmayadevam etti.İyi değildim, diye cevap verdi suret kara cüppesi hısırdarken. Sanki aklına gelmis gibi hafifçeöksürdü.Kendini daha iyi hissediyorsun umarım? Astinus hâlâ basını kaldırmamıstı.Yavas yavas sağlığıma kavusuyorum, diye cevap verdi sıuret. Birçok sey gücümü zorluyor.O halde otur, diye düsüncesini belirtti Astinus, gözlerini isinden ayırmadan, tüy kalemininarkasıyla bir sandalyeyi isaret «ederek.Suret, yüzünde çarpık bir tebessümle sandalyeye doğru, jpay-takça giderek oturdu. Birkaçdakika boyunca odaya, sadece Astinus’un kaleminin hısırtısı ve ara ara kara cüppeli davetsizmusafi-rin öksürüğüyle bozulan bir sessizlik hakim oldu.Sonunda Astinus kalemini bırakarak, ziyaretçisinin bakıslarına karsılık vermek için bakıslarınıkaldırdı. Ziyaretçisi kara kuku leta-sını yüzünden geri itti. Uzun süre adamı seyreden Astinusbendi kendine basını salladı.Bu yüzü hatırlamıyorum Fistandantilus ama gözlerini tamıyo-rum. Gerçi gözlerinde garip birsey var. Derinliklerinde geleceği görüyorum. haber dinle Demek ki zhaber dinle

 

haber dinle b

a hazırlıklıolman gerek.Gözleri yorgunlukla kapandı, sendeledi.Caramon, yüzü ciddilesen ve aniden bitkinlesin ikiziniyakalayarak, kucağına aldı ve onları beklemekte olan atlara doğru tasıdı.Crysania da haber dinle hızla arkalarından gidiyordu; endise yüklü bakısları Raistlin’den hiç ayrılmıyordu.Zayıflığına rağmen yüzünde yüce bir huzur ve cosku vardı.Nesi var? diye sordu kız.Uyuyor, dedi Caramon, sesi derin ve sertti; kızın tahmin edemediği bir duygusunu gizliyordu.Atların yanına varınca Crysania bir an için geri döndü.Köyün kömürlesmis kalıntıları arasından dumanlar tütüyordu. Binaların iskeletleri bembeyaz külyığınlarına dönüsmüs, ağaçlardan ise, göklere yükselen duman dallarından baska bir seykalmamıstı. O seyrederken, yağmur külleri dövüyor, çamur yapıp bunları yıkayıp götürüyordu. Sisparçalanmıs, duman da fırtına rüzgârları tarafından süpürülüp gitmisti.Köy, sanki hiç var olmamısçasına yok olmustu.200201Titreyen Crysania pelerinine sıkıca sarılarak, Raistlin’i eyerine yerlestirmekte olan Caramon’adöndü; Caramon atının üzerinde durabilecek bir hale gelmesi için uyandırmak amacıyla Raistlin’isarsıyordu.Caramon, dedi Crysania, savasçı yardım etmek haber dinle için kızınhaber dinle

 

haber dinle c

rken, kısa yapılı, kaba tüylü tepemidillilerini Pax Tharkas kalesinden çıkartıyorlardı.Reghar uzun saatler boyunca, çift kuleli devasa kale iyice göz-‘i den kayboluncaya kadar tek birkelime etmedi. Sonra bir yol ayrı-J mına vardıklarında haber dinle yaslı cüce dizginlere asıldı.Grubun en gencine dönerek kasvetli, ruhsuz bir sesle, Kuzeye J doğru devam et Darren Ironfist,dedi. Yaslı cüce yıpranmıs deri bir kese çıkarttı. İçinden son altınını çıkarttı. Uzun bir süreparaya baktı durdu, sonra parayı cücenin eline sıkıstırdı. Al. Bu parayla Yeni Deniz’den geç.Fistandantilus’u bul ve ona de ki…ona de ki…Reghar yaptığı isin ne kadar asağılıkça olduğunu fark ederek bir an duraksadı.Oysa dahaayrılmadan buna karar vermislerdi. Kaslarım çatarak hırladı, Ona, buraya geldiğinde, onun içinsava-j saçak olan bir ordunun kendisini beklemekte olduğunu söyle.Böfüm 2olamniya toprakları üzerinde gece, soğuk ve karanlıktı. Tepedeki yıldızlarkıvılcımlar saçan, narin bir ısıkla parlıyordu. Platin Ejderha Paladine ile Karanlıklar KraliçesiTakhisis takımyıldızları, Gilenan’ın Denge Tartıları etrafında, sonsuza doğru birbirleri çevresindedolanıp duruyorlardı. Tanrılar ve insanların, Krynn üzerinde savasları, bu takımyıldızların ortadankaybolmalarından en az iki yüz yıl önceydi.Simdilik, her ikisi de birbirini gözlemekle yetiniyordu.Eğer Tanrılardan biri bakıslarını asağıya çevirecek olsa, belki, insanoğlunun onların gökselgörkemlerini taklit etmek için yaptıkları güçsüz girisimleri görmekten mutluluk haber dinle duyardı.Solamniya bozkırlarında, Gahaber dinle

 

haber dinle

ların anlamınedir? Erzakımız olmadan yürüyüse geçemeyeceğimizi sen de biliyorsun!Sen bu iste fazla sağlamcı davranıyorsun kardesim, dedi Raistlin. Omuzlarını silkerek ekledi,Erzak arabaları bize yetisir. Silahlara gelince; adamlarımız haber dinle burada savas alanında fazladan silahele geçirdi. Reghar haklı; Duncan yeniden toparlanmadan hızla saldırmamız gerek.Bunu benimle konusman gerekirdi! diye homurdandı Caramon yumruğunu sıkarak. Komutabende!Raistlin eyerinde hafifçe kıpırdayarak bakıslarını baska yana çevirdi. Yakınında duran Caramon,kardesinin bedeninin kara cüppesi altında titrediğini hissetti. Zaman yoktu, dedi basbüyücü birsüre sonra. Dün gece bir rüya gördüm. Bana geldi: Kraliçem… Takhisis… Bir an önce Zhanam’agitmem sart.Caramon, aniden anlayarak kardesine baktı. Sana hiçbir sey ifade etmiyorlar! dedi yavasçaarkasında beklemekte olan adamları ve cüceleri isaret ederek. Sen sadece tek bir seyle, o pekkıymetli Kapı’na varmakla ilgileniyorsun! Buruk bakısları, kendisini soğukkanlılıkla -gerçi kızın grigözleri, yaralı ve ölmekte olanların arasında geçirdiği uykusuz, dehset dolu bir geceden sonrakararmıs ve gölgelenmisti- izlemekte olan Crysania’ya çevrildi. Sen de mi? Onu bu konudadestekliyor musun?Kan sınavı, Caramon, dedi kız yavasça. Durdurulması gerekiyor…sonsuza kadar. Dnsanlığınkendi basına musallat ettiği haber dinle mutlak kötülüğü gördüm.Acabhaber dinle

haber dinle d

i bembeyaz kesildiğini gördü. Fistandantilus’un gözleri deliler gibiboynundaki zincire gitti. Artık gözbağı çözüldüğü için elinde hiçbir sey tutmadığını fark etti.Bir çatırtı, patırtı sessizliği un ufak etti. Raistlin’in ayaklarının altındaki tas zemin yükseldi, gençbüyücüyü haber dinle dizleri üzerine devirdi. Laboratuvarın temeli ikiye ayrılırken tas yarıldı. Güçlü birçağırma büyüsü yapan Fistandantilus’un sesi, bütün bu kaosun üzerinden duyuluyordu.Bunu fark eden Raistlin harekete geçerek bedeni etrafına büyü-35sunu yapmak için, kendisine zaman kazandıracak bir kalkan büyüsü yaparken, kantasını sıkı sıkıkavradı. Yere çömelmis dururken olduğu yerde dönen genç büyücü, sekli ve görüntüsü sadece enakıl kaçırtın rüyalarda görülebilecek olan bir suretin, binanın temeli arasından çıktığını gördü.Yakala onu, tut onu! diye haykırıyordu Fistandantilus, Raist-lin’i isaret ederek.Hayalet ufalananzeminden genç büyücüye doğru yaklastı, kıvrım kıvrım kıvranan kıllı hortumlarıyla ona doğruuzandı.Ötelerden gelen yaratık, kendi korkunç büyüsünü Raistlin üzerine yaparken, Raistlin’in heryanını bir korku kapladı. Kalkan büyüsü bu hücum karsısında ufalandı. Hayalet ruhunu yutacak,etinden ziyafet çekecekti.KontroüUzun saatler boyunca çalısmalar, uzun uzun tecrübe edilmis bir güç ve siddetli bir içdisiplin, gerekli büyünün sözlerini Raistlin’in aklına getirdi. Birkaç saniye içinde bitmisti bile. Gençbüyücü sürgün sözlerini söylemeye baslayınca, büyüsünün o huzur etkisinin bütün bedeninisararak onu korkudan uzaklastırdığını hissetti.Hayalet tereddüt etti.Hiddetlenen Fistandantilus emretmeye devam etti.Raistlin durmasını emretti.Kıllı hortumları kıvır kıvır kıvrılan, görüntüsü yaratılısının rüz-gârlarıyla haber dinle yer değistirip, titrehaber dinle

 

haber dinle e

larını gözünde canlandırarak düsündü.Cücelerin gideceğini umarak biraz daha bekledi. Gerçekten de telaslı görünüyorlardı ama sankioldukları yere kök salmıslardı.Bütün bir gün veya gece, haber dinle herhangisiyse, burada duramam, diye homurdandı kender. Neyse,babamın da dediği gibi, ‘maymun-348cuğa davranmadan önce konusmayı dene.’ Bana yapacakları en kötü sey, tabii öldürmelerinisaymazsak, beni yeniden kilit altına almaları olacak. Ve eğer ben kilitlerden anlıyorsam, yarım saatiçersinde yeniden dısarda olurum. Merdivenleri tırmanmaya basladı. Bunu söyleyen babammıydı, diye mırıldandı tırmanırken, yoksa Trapspringer Amca mıydı?Köseyi dönünce, onu gördüklerine oldukça hayret eden iki De-warla yüz yüze geldi. Merhaba!dedi kender neseyle. Adım Tasslehoff Burrfoot. Elini uzattı. Ya sizin isimleriniz ne? Ha, banasöylemeyeceksiniz yani. Peki, öyle olsun. Zaten büyük bir ihtimalle telaffuz edemezdim. Simdi,ben bir tutsağım ve beni oradaki hücrede kilitli tutan adamı arıyorum. Muhtemelen onu tanıyorsunuzdur…kara cüppeli büyükullanıcısı. Beni sorguya çekiyordu ki söylediğim haber dinle bir sey onhaber dinle

 

haber dinle f

var. Muhafızlardır her halde.Seslerine bakılırsa bunlar cüce. Ne deniyordu onlara, hah Devvar. Tas sessizce durup tok seslerinne dediğini çıkartmaya çalıstı. Dnsan gibi uygarca bir dil konusabilirler gibi geliyor insana, diyeatıldı huzursuzca. Dnsanın anlayabileceği cinsten. Gerçi, heyecanlı gibiler.Sonunda merakına haber dinle mağlup olan Tas, merdivenlerin ilk basamaklarını çıkarak köseden gizlicebaktı. Nefesini tutarak hemen geri çekildi. Dki tane var. Dkisi de merdivenleri kapatmıslar.Arkalarından geçmenin de yolu yok.Aletleri ve silahlarının olduğu keseleri gitmis, Thorbardin’deki dağ zindanlarında kalmıstı. Amayine de bıçağı yanındaydı. Onlara karsı bunun pek bir yararı olacağından değil ya!dedi, Tas; birkez daha, cücelerin tasımakta oldukları devasa savas baltalarını gözünde canlandırarak düsündü.Cücelerin gideceğini umarak biraz daha bekledi. Gerçekten de telaslı görünüyorlardı ama sankioldukları yere kök salmıslardı.Bütün bir gün veya gece, herhangisiyse, burada duramam, diye homurdandı kender. Neyse,babamın da dediği gibi, ‘maymun-348cuğa davranmadan önce konusmayı dene.’ Bana yapacakları en kötü sey, tabii öldürmelerinisaymazsak, beni yeniden kilit altına almaları olacak. Ve eğer ben kilitlerden anlıyorsam, yarım saatiçersinde yeniden dısarda olurum. Merdivenleri tırmanmaya basladı. Bunu söyleyen babammıydı, diye mırıldandı tırmanırken, yoksa Trapspringer Amca mıydı?Köseyi dönünce, onu gördüklerine oldukça hayret eden iki De-warla yüz yüze geldi. Merhaba!dedi kender neseyle. Adım Tasslehoff Burrfoot. Elini uzattı. Ya sizin isimleriniz ne? Ha, banasöylemeyeceksiniz yani. Peki, öyle olsun. Zaten büyük bir ihtimalle telaffuz edemezdim. Simdi,ben bir tutsağım ve beni oradaki hücrede kilitli tutan adamı arıyorum. Muhtemelen onu tanıyorsunuzdur…kara cüppeli büyükullanıcısı. Beni sorguya çekiyordu ki söylediğim bir sey onu çok sasırttıgaliba, çünkü bir çesit kriz geçirdi ve haber dinle odadan kosarakhaber dinle

 

haber dinle u

n’u ayağa kaldırıp ileri doğru ittiler. Caramon,109adamların baygın olup olmadığını kontrol etmek için çabucak bir bakıs fırlattıktan sonra Raistlin’leilgilenmemis olmalarına sükret-misti. Bozuk satıhlı toprak üzerinde tökezlenerek giden, kramplargiren, buz gibi olmus kaslarındaki ağrıya disleri arasından küfreden Caramon, haber dinle Lady Crysania’dansöz ettiğinde kardesinin yüzündeki o garip ifadeyi düsünüyor olduğunu fark etti. Caramon böylebir ifadeye, baska birinin yüzünde rastlamıs olsaydı, bir asığın hiddetlenmis ifadesi derdi. Amakardesinde? Raistlin böylesi bir duyguya yatkın mıydı? Caramon, İstar’dayken Raistlin’in değil,kendisinin tamamen kötülük tarafından yutulduğu kararına varmıstı.Ama simdi, ikizi çok farklı görünüyordu, daha çok eski günlerdeki Raistlin gibi, daha önce birçok kez, canlarını birbirlerine emanet ederek, onunla omuz omuza çarpısan kardesi gibi.Raistlin’in Caramon’a, Tas hakkında söylemis oldukları da mantıklı geliyordu. Demek ki kenderiöldürmemisti. Bazen çabuk da kızsa Crysa-nia’ya istisnasız her zaman kibar davranıyordu. Belkide…Muhafızlardan biri kaburgalarından itip canını acıtarak Cara-mon’a içinde bulunduklarıdurumun çaresizliğini hatırlattı. Belki de! Burnunu büktü. Belki de her sey burada ve simdibitecekti. Belki de kendi hayatıyla, diğer ikisinin çabuk ölümünü ödemis olacaktı.Haydutların kampı, saklanacak bir yerden çok, küçük bir kasabaya benziyordu. Kabaca insaedilmis ağaç barakalarda yasıyorlar, hayvanlarını da büyük bir mağarada barındırıyorlardı. Belli kiuzun bir süredir buradaydılar ve hiçbir yasadan korkmadıkları da asikârdı: Bunu da ogre meleziÇelikparmak’ın gücüne ve liderliğine borçluydular.Fakat kendi zamanında azımsanmayacak miktarlarda hırsız yakalamıs olduğu için Caramon, buadamların çoğunun kaba saba adamlar olmadığını anlamıstı. Crysania’ya bakıp, olacak olanlar- jdan dolayı memnuniyetsizliklerini ifade edercesine basını haber dinle sallayan İ birkaçınhaber dinle

 

haber dinle m

uvarladığı bir masrapa birayı kabul ederken, insanlar ve büyücülerle anlasmayapacağım, özellikle de kendi kanım ve canımdan olanlara karsı. Bosalmıs masrapasına kaslarınıçatarak baktı. Caramon kendilerine hizmet haber dinle eden delikanlıya bir isaretiyle masrapayı yenidendoldurttu.Reghar aynı çatık kaslarla, köpüğün geçmesini bekledi. Sonra içini çekerek masrapasını, yerinedönmüs olan Caramon’a kaldırdı. Durth Zamish och Durth Tabor. Garip zamanlar garipkardeslikler doğurur.Bunu bir kez daha tekrarlayabilirsin, diye mırıldandı Caramon, Raistlin’e göz atarak. Komutansu dolu bardağını kaldırarak içti. Raistlin -sadece nezaketen- bir kadeh sarapla dudaklarınııslattıktan sonra yerine bıraktı.Planlarımızı tartısmak için sabah bulusuruz, dedi Caramon. O vakte kadar Bozkırlıların reisleride burada olacak. Reghar’ın kasları daha da çatıldı; çıkacak sorunu önceden gören Caramon içiniçekti. Ama yine de candan, neseli bir tonda devam etti. Gelin bu aksam yemeğini birlikte yiyerekbirlikteliğimizi mühürleyelim.Bunun üzerine Reghar ayağa kalktı. Barbarlarla birlikte savasmak zorunda kalabilirim diyehomurdandı. Ama Reorx’un sakalı adına, ne onlarla ne de sizinle yemek yemek zorunda değilim!Caramon yeniden ayağa kalktı. En iyi merasim zırhlarına (sövalyelerden gelmis haber dinle olan diğer birhhaber dinle

 

haber dinle t

n sanki hiç gelmeyecekti…Ayağa kalkan Caramon gelenlerin ellerini sıktı; hatta gürbüz, beyaz sakallı cüceyle el bilesıkısmıstı.Hiç aklıma gelmezdi, dedi Reghar dobra dobra, kendisine verilen sandalyeye oturup, tek biryudumda yuvarladığı bir masrapa birayı kabul haber dinle ederken, insanlar ve büyücülerle anlasmayapacağım, özellikle de kendi kanım ve canımdan olanlara karsı. Bosalmıs masrapasına kaslarınıçatarak baktı. Caramon kendilerine hizmet eden delikanlıya bir isaretiyle masrapayı yenidendoldurttu.Reghar aynı çatık kaslarla, köpüğün geçmesini bekledi. Sonra içini çekerek masrapasını, yerinedönmüs olan Caramon’a kaldırdı. Durth Zamish och Durth Tabor. Garip zamanlar garipkardeslikler doğurur.Bunu bir kez daha tekrarlayabilirsin, diye mırıldandı Caramon, Raistlin’e göz atarak. Komutansu dolu bardağını kaldırarak içti. Raistlin -sadece nezaketen- bir kadeh sarapla dudaklarınııslattıktan sonra yerine bıraktı.Planlarımızı tartısmak için sabah bulusuruz, dedi Caramon. O vakte kadar Bozkırlıların reisleride burada olacak. Reghar’ın kasları daha da çatıldı; çıkacak sorunu önceden gören Caramon içiniçekti. Ama yine de candan, neseli bir tonda devam etti. Gelin bu aksam yemeğini birlikte yiyerekbirlikteliğimizi mühürleyelim.Bunun üzerine Reghar ayağa kalktı. Barbarlarla birlikte savasmak zorunda kalabilirim diyehomurdandı. Ama Reorx’un sakalı adına, ne onlarla ne de sizinle yemek yemek zorunda değilim!Caramon yeniden ayağa kalktı. En iyi merasim zırhlarına (sövalyelerden gelmis olan diğer birhediyeydi bu) bürünmüs olan Caramon’un görünüsü son derece heybetliydi. Cüce savasçıya yanyan baktı.Çok irisin değil mi? haber dinle dedi cüce.haber dinle

 

haber dinle z

amıs olan düsmanımızlakarsılastıracaksın; üstelik de bunu yaptığı seylerin islediğini söylediğin bir gnome’un icat ettiği biraletle yapacaksın, öyle mi?Öyle! diye haykırdı Tas, muzafferane bir edayla. Bak görüyor musun! Dsteyince nasıl daanlayabiliyorsunuz!Gnimsh de ciddiyetle basını haber dinle sallıyordu.Muhafızlar! Götürün bunları! diye hırladı Duncan. Topukları üzerinde dönerek Kharas’a buzgibi bir bakıs attı. Bana söz vermistin. On dakikaya kadar seni Savas Konseyi odasına bekliyorum.Fakat Yüce Efendimiz! Gerçekten Komutan Caramon’u tanıyorsa…Yeter! dedi Duncan hiddetle. Savas yaklasıyor Kharas. Senin bütün o serefin, akrabalarınıöldürmeme konusundaki bütün o soylu fasa fisoların savası durduramaz! Üstelik sen de savasmeydanında olacaksın; ya da istersen halkımıza hainlik yapmıs olanların kalanlarıyla, Devvarlarlabirlikte zindanlara gider, gözlerden ırak orada saklanırsın. Hangisini seçeceksin?Tabii ki sana hizmet edeceğim Soylu Efendim, dedi Kharas, yüzü tas gibiydi. Basımı bu isekoydum.Bunu unutmamaya gayret göster! diye kestirdi Duncan. Ayrıca aklın da baska yerlere gitmesin;Savas Konseyi toplantıları haricinde hep adamlarının basında ol; dahası bu ikisi -Tas’ı ve Gnimsh’iisaret etti- tutsak tutulsun ve esyalarına savas sonuna kadar el koyun. Bu emrime uymayanlarölümle cezalandırılacak.Cüce beyleri birbirleriyle bakısarak, hak verircesine baslarını salladılar; gerçi aralarından biri, çokgeç olduğuna dair bir seyler mırıldanmıstı. Muhafızlar, Gnimsh ile Tas’ı yakalayarak, kender hâlâyüksek sesle itiraz ederken onları alıp götürdü.Doğruyu söylüyordum, diye uludu Tas. Bana inanmanız gerek! Kulağa haber dinle komik geliyor bihaber dinle