haber fedai

 

haber fedai

ın zaferine katlanamayacaktı. Tanrıların onunla alay ettiğini, düsüsünü büyütmelerinigörmek: Hayır! Bir an önce ölmesi, ruhunun bulabildiği karanlık sığınakları araması daha iyiydi.Ama o piç kurusu kardesi, onun o diğer haber fedai yarısı, kıskandığı ve hor gördüğü yarısı, olmus olmasıgereken ve olmus olmayı hak ettiği yarısı. Onu bundan esirgemesi…bu son kutlu teselliyi…Acı, tüm bedenini siddetle sarstı. Caramon! diye bağırdı Raistlin tek basına, karanlığa doğru.Caramon, sana ihtiyacım var! Caramon beni bırakma! Karnını tutarak hıçkırdı, bir top gibikıvrıldı. Beni bırakma…beni bununla tek basıma…bırakma!Sonra aklı bilincini yitirdi. Yasamı parmaklarının arasından haber fedai kayıp giderken gözlerinin önüne birsürü görüntü geldi. Karanlık ejderha kanatlan, kırık bir ejderha küresi…Tasslehoff…bir gnome…Tesellim… Ölümüm…Parlak, beyaz bir ısık; bir kılıç gibi saf, soğuk, keskin bir ısık büyücünün aklını desti. Korkudansinen büyücü, kendisini sıcak, rahatlatıcı karanlık içine gömmeye çalıstı. Caramon’a, kendisiniöldürmesi, acısına bir son vermesi, parlak, keskin ısığı karartması için yalvardığını duyabiliyordu.Raistlin, bu sözleri söylediğini duyabiliyordu ama konustuğunun farkında bile değildi.Konustuğunu sadece parlak, saf ısığın yansımasında, kardesinin kendisine sırtını dönmesindenbiliyordu.305TIsık daha da parlaklastı, ısıktan bir yüze; kara, soğuk, gri gözlü güzel, soğuk, saf bir yüzedönüstü. Yanan tenine haber fedai serin eller dok

nzilin basınınüzerinde…Yuva. Yuvana dön…Raistlin besinci ilahisine basladı. Yesil Ejderha. Kader nedeniyle Tanrılar bile düser / Hepinizbenimle ağlayın.Raistlin’in sesi çatlamıstı; kekeledi. Bir terslik vardı! Vücudundan akan büyü yavaslamıs,ağırlasmıstı. Son birkaç sözcüğü kekeleyerek söylemisti ve haber fedai de her bir nefesini zahmetle almıstı. Bir376an için kalbi atmayı durdurmustu; sonra narin iskeletini sarsan bir sıçrayısla yeniden atmayabaslamıstı.Sok olup kafası karısan Raistlin, çılgınlar gibi Kapı’ya bakakal-dı. Son büyü ise yaramıs mıydı?Hayır! Crysania’nın etrafındaki ısık dalgalanmaya baslamıstı. Alan değisiyordu!Raistlin, çaresizlik içinde son ilahinin sözlerini yeniden haykırdı. Ama sesi çatal çataldı; birkırbaç gibi onu kırbaçlıyor, ona batıyordu. Neler oluyordu? Büyünün ellerinden kaydığınıhissedebiliyordu. Denetimini yitiriyordu…Yuvana dön…Kahkalar atan, alay eden Kraliçe’sinin sesi. Yalvaran hüzün dolu kardesinin sesi… Sonra derkenbaska bir ses…önemli isleri arasında kaybolmus, yarım yamalak duyulan bir ses. Simdi isebeyninde, kör eden bir ısıkla çakıyordu.Cnimsh tamir etti onu….Gnome, benim arkadasım…Cücenin bıçağı Raistlin’in çekilen tenine batarken olduğu gibi, simdi de Astinus’un Tarihçe’sininhatırlanan sözleri ruhunu des-misti:…Aynı anda, Thorbardin cüceleri tarafından tutsak tutulan bir gnome bir zaman yolculuk aletiniharekete geçirmisti…Her nasılsa gnome’un aleti Fistandantüus tarafından okunan hassas ve güçlübüyüleri etkilemisti…O kadar büyük bir infilak yasanmıstı ki Dergoth Bozkırları tamamen harapolmustu….Raistlin sinirle yumruklarını sıktı. Gnome’u öldürmek bir ise yaramamıstı! Rezil yaratık ölmedenönce aleti kurcalamıstı. Tarih kendisini tekrarlayacaktı! Kumdaki ayak izleri…Kapı’ya bakan Raistlin, cellatın haber fedai dısarı adım att

haber fedai

ste bu benim düsündüğüm seyedaha çok benziyor!Etraf hayatında gördüğü hiçbir seye benzemiyordu. Sanki, günes yeni kavusmus veya uzakta biryangın varmıs gibi garip bir parlaklıkla aydınlanmıs, engin, bos bir göğe doğru uzanıp gidendümdüz, çıplak bir arazi. Ama bütün gök o garip renkteydi, üzeri bile. haber fedai Yine de bütün parlaklığarağmen, etrafındaki her sey çok karanlıktı. Sanki toprak siyah bir kağıttan kesilerek garipgörünüslü bir gök üzerine yapıstırılmıstı. Gökyüzü de bombostu; günes yoktu, aylar yoktu,yıldızlar yoktu. Hiçbir sey yoktu.Tas ileri doğru dikkatli bir iki adım attı. Toprağın hissi – o yürürken, toprağın gökyüzüyle aynırengi aldığını fark etmesine rağmen- normal topraktan farklı değildi. Bakıslarını kaldırınca uzakta,yeniden siyaha dönüstüğünü gördü. Birkaç adım sonra, arkasındaki büyük Tapınak’in harabesinebakmak için durdu.Ulu Reorx’un sakalı! diye nefesi kesildi Tas’ın; elindeki mesaleyi neredeyse düsürüyordu.Arkasında hiçbir sey yoktu! Gelmis olduğu o yer, her neresiy-diyse, yok olmustu! Kender kendietrafında bir daire olusturacak sekilde döndü. Önünde, arkasında, baktığı herhangi bir yönde,hiçbir sey yoktu.Tasslehoff Burrfoot moralman o kadar çöktü ki, onu avutmak mümkün değildi. Burası, kuskusuzki, tüm varlığı içersinde gördüğü en sıkıcı yerdi!Bu, Öteyasam olamaz, dedi kender hüzünle. Bu doğrıu olamaz! Bir hata olması gerek. Durunbakayım! Burada FlintTe bulusmam gerekiyordu! Fizban öyle söyledi, Fizban bazı konuları biraz|karıstırıyor olabilir ama bu konuda kafası karısmıs değildi!Durun bakalım…nasıldı o? Büyük bir ağaç vardı, güzel bir) ağaç, altında da homurdanıp duran,ahsap oyan yaslı cüce….Hop- i pala! Ağaç orada iste! Simdi, bu da nereden peydahlandı?Kender hayretle gözlerini kırpıstırdı. Tam önünde, biraz önce].İ76hiçbir sey olmayan yerde simdi büyük bir ağaç duruyordu.Tam olarak benim güzel diyebileceğim bir ağaç değil, diye mırıldandı Tas ağaca doğruyürüyerek; yürürken de, zeminin ayaklarının altından kaymaya çalısmak gibi haber fedai bir huy ed

bilen yoktu.Sandık her zaman çadırında bulunurdu ama kimse bu sandığın atlara nasıl yüklenmis olduğunuhatırlamıyordu.Sandığın kapağım açan Raistlin soğukkanlılıkla içindekileri inceledi: Gece mavisi ciltli haber fedai büyükitapları, büyü malzemesi dolu kavanozlar, siseler ve keseler, kendi kara kaplı büyükitapları,birkaç parsömen rulosu ile en altta katlanmıs birkaç kara cüppe. Daha basit büyücülerinsandıklarında bulunan cinsten büyülü yüzükler veya süsler yoktu. Raistlin bunların, zayıfbüyücülere layık olduğunu söylüyordu.Bakısları; tesadüfen sandığın içine bakan birinin bu kadar müstesna değeri olan esyalar arasındagörmekten durup hayrete düseceği, yıpranmıs ince bir kitap da dahil olmak üzere, hızla bütünesyaları taradı. Sözü geçen kitabın -alıcıların dikkatini çekmesi için gösterisli harflerle yazılmıs- adıHayrete Düsürmek ve Eğlendirmek için Tasarlanmıs El-Çabukluğu Teknikleri idi! Bunun altında daArkadaslarınızı Hayretler Dçinde Bırakın! Safları Kandırın! yazıyordu. Kitap211210belki de daha kalındı ama çok zaman önce genç, hevesli ve sevgi dolu eller tarafından yıpratılıpgitmisti.Bakısları bu kitap üzerinden geçerken, o anda bile, geçmisi hatırlayarak haber fedai hafifçe tebessüm edenRais

haber fedai

haber fedai a

Oburada mı?Tabii ve sen uyuyup, yemeklerini yiyip, dinlendikten sonra seni ona götüreceğim.Onu simdi göremez miyim! diye haykırdı, Tas sevkle; sonra yan gözle Raistlin’e korkarak baktı.Ya…yani eğer çok büyük bir zahmet haber fedai olmayacaksa…Çok mesgul, dedi Raistlin soğuk bir edayla. O, su anda bir komutan Tasslehoff. Emrindeorduları, savasması gereken bir savası var. Kenderlere ayıracak vakti yok.Doğru, sa…sanırım yoktur, dedi Tas, hafifçe içini geçirip basını yastığına dayayarak; gözlerihâlâ Raistlin’deydi.Crysania basını son bir kez kibarca oksayarak ayağa kalktı. Paladine’ın madalyonunu tutarak birdua fısıldadı ve gecenin içinde kaybolarak gitti.Gelelim bize Tasslehoff, dedi Raistlin, Tas’a, titreten yumusak bir sesle, biz bize kaldık.Büyücü güçlü elleriyle kenderi battani-344yelerle güzelce örttükten sonra basının altındaki yastığı düzeltti. Tamam iste, rahat mısın?Tas konusamadı. Sadece gittikçe artmakta olan bir dehsetle bas-büyücüyü seyretmekleyetiniyordu.Raistlin yatağın kenarına, yanına oturdu. Dnce ellerinden birini Tas’in alnına koyarak aylakçakenderin tenini oksuyor, nemli saçlarını geriye tarıyordu.Çırağım Dalamar’ı hatırlıyor musun Tas? diye sordu Raistlin, öylesine. Sanırım onu YüksekBüyücülük Kulesi’nde görmüstün, yanılıyor muyum? Raistlin’in Tas’in yüzünde dolasanparmakları bir örümceğin bacakları kadar hafifti. Hani bir keresinde Dalamar kara cüppesiniyırtıp açarak göğsündeki bes yarayı göstermisti, hatırlayabildin mi? Evet, görüyorum ki hatırladın.O, onun cezasıydı Tas. Benden bir haber fedai seyler gizlemesinin cezasıhaber fedai

 

haber fedai b

u bize büyük bir zafer kazandırabilir!Kharas, yukarıdaki kürsüde oturmakta olan kralına bakmak için bakıslarını kaldırdı. Su andaSoylu Efendimiz, düsmanımızın komutanı -görünüse göre- dürüst ve saygın bir adam olan su CaramonMajere ile konusabilseydim, bunun anlamı bizim bir yenilgiye uğrayacağımız haber fedai olsa bile, onatam olarak ne gibi bir tehlike içinde olduğunu söylerdim.Diğer soylular homurdanarak, mırıldandılar.Sen bir Solamniya Sövalyesi olmahymıssın, diye mırıldandı biri; bu bir iltifat değil, birsaptamaydı.Duncan hepsine sertçe bakınca, hepsi somurtkan bir sessizliğegömüldü.Kharas, dedi Duncan sabırla, hepimiz senin seref deyince ne anladığını biliyoruz ve bu yüzdenseni alkıslıyoruz da. Ama seref, bu savasta ölebilecek olanların çocuklarının karnını doyurmaz;düstüğümüzde de soydaslarımızın etimizi kemiğimizden ayırmasına mani olmaz. Hayır, diyedevam etti Duncan, sesi gittikçe sertlesiyor ve derinlesiyordu, serefli olmanın zamanı baskadır,yapman gereken seyi yapmanın zamanı baska. Bir kez daha çenesini ovdu. Sen öğrettin bunubana.Kharas’in yüzü asıldı. Gayri ihtiyari elini, artık yerinde olmayan uzun sakalını sıvazlamak içinkaldırmıstı ki huzursuzlanarak yeniden bıraktı; kızararak bakıslarını ayaklarına indirdiDzcilerimiz bu haberi doğruladılar, diye devam etti Duncan. Ordu yürüyüse geçmis.Kharas kaslarını çatarak bakıslarını kaldırdı. Buna inanmıyorum! dedi. Duyduğumda dainanmamıstım! Pax Tharkas’ı terk mi ettiler yani? Erzak arabaları gelmeden üstelik? O haldekomutanın büyücüde olduğu doğru demek ki. Hiçbir komutan böyle bir hata yapmaz…Önümüzdeki iki gün içinde Bozkırlarda olacaklar. Ajanlarımıza göre amaçları karargâhlarınıkuracak oldukları, Zhaman kalesine ulasmakmıs. Orada göstermelik bir savunma yapıp geri çekile-284çek ve çekilirken de onları açığa çekeceğini umduğumuz küçük bir garnizonumuz var.Zhaman, diye mırıldandı Kharas, artık sakalını haber fedai sıvazlayama-dığı içinhaber fedai

 

haber fedai c

o zaman büyüylekendisini oraya götürüversin.Hiddetten Crysania’nın gözlerinde simsekler çaktı. Dilinin ucuna gelen kırıcı sözlerle Caramon’adöndü ama Raistlin’den gelen mecalsiz bir hareketle alt dudağını ısırarak sustu.Büyümek için uygunsuz bir zaman seçtin kardesim, diye fısıldadı haber fedai büyücü.Belki, dedi Caramon yavasça, yüzü kelimelere sığmaz bir hüzün yüklüydü. Basını sallayarakatesin yanına gitti. Belki artık hiç önemi kalmamıstır.Raistlin’in bakıslarının kardesini izlediğini gören Crysania, adamın çabucak belirip geçen, gizlibir tebessümle gülümsediğini ve memnuniyetle basını salladığını görünce hayret etti. Sonra,bakıslarını kıza çevirirken adamın tebessümü hızla yok oldu. Bir kolunu kaldırarak kızayaklasmasını isaret etti.Ayağa kalkabilirim, dedi nefes nefese, yardımınla.Al, asana ihtiyacın olacak, dedi kız, elini asaya doğru uzata-43rak.Sakın ona dokunma! diye emretti Raistlin, kızın elini kendi eline hapsederek. Hayır, dedi dahakibar bir sekilde, sonunda nefesi kesilinceye kadar öksürerek. Baska eller…dokunursa…ısığıgider…Gayri ihtiyari titreyen Crysania hızla etrafına bakındı. Kızı ve asanın ısığı dısında dolanıp durantitrek suretleri gören Raistlin basını salladı. Hayır, bize saldıracaklarını zannetmiyorum, dediyavasça, Crysania kollarını adama dolayıp onu kaldırmaya çalısırken. Kim olduğumu biliyorlar.Bu söze karsılık dudaklarını alayla büktü; boğulur gibi oldu. Kim olduğumu biliyorlar, diyetekrarladı daha sertçe ve ezip geçmeye cesaret edemezler. Fakat… yeniden öksürürken bir elikızın omzunda, diğer eliyle asasını kavramıs bir halde ağırlığını Crysania’ya verdi …asanın ısığınıyanık tutmakta fayda var.Büyücü konusurken tökezlendi, neredeyse düsecekti. Crysania adamın haber fedai soluklanması için bekledi.Kenhaber fedai

 

haber fedai

ğırdı adam.Ne? diye sordu Crysania hayretler içersinde kalarak.Uzak dur! diye tekrarladı adam daha büyük bir aciliyet içersinde. Ama kürek onu daha fazlatutamıyordu. Midesini haber fedai ıstırapla tutarak dizleri üzerine çöktü.Uzak duracak değilim, dedi Crysania sertçe, genç adamın hasta veya yaralı olduğunu anlayarak.Aceleyle ilerleyerek, tam kalksın diye yardım etmek için adama sarılmaya baslamıstı ki, bakıslarıadamın yapmakta olduğu ise kaydı.Kız dehsetle bakarak durdu.Adam bir mezarı dolduruyordu…toplu bir mezarı.Koca çukura bakan kız, cesetler gördü: Kadın, erken, çocuk cesetleri. Cesetlerin üzerinde hiçbiriz yoktu, hiçbir kan izi. Yine de hepsi ölüydü; bütün kasabanın ölmüs olduğunu fark etti kızuyusmus gibi. Sonra dönerek genç adamın yüzünü gördü, yüzünden akan teri, cam gibi atesligözleri. O zaman anladı.Seni uyarmaya çalısmıstım, dedi adam bitap bir halde, boğulur gibi olarak. Yakan humma!Haydi gel, dedi Crysania, sesi kederle titriyordu. Sırtını arkasındaki o korkunç görüntüyekararlılıkla çevirerek, genç adama sarıldı. Adam güçsüzce boğusmaya çalıstı.Hayır! Yapma! diye haber fedai yalvardı adam. Shaber fedai

haber fedai d

ıp, diğer yandan deliler gibi kıvranarak, bacağını çekip kurtarmaya çalıstı. Olağanüstügücü o kadar fazlaydı ki neredeyse basaracaktı. O anda, rakibinin tuzağa düstüğünü gördüğü andabile, Caramon, her yanı ağrıyan haber fedai bedenini dinlendirmek ve rakibini bırakmak için duyduğu kıskırtıcıisteği bastırmak zorunda kalmıstı.Ama bu müsabakanın sadece tek bir sonu olabilirdi. Her iki adam da, basından beri bunubiliyordu. Kütüğünü amansızca savurarak, tökezlercesine ilerleyen Caramon, ogre melezininkılıcına vurarak elinden kurtarıp uçurdu. Caramon’un gözlerindeki ölümügören Çelikparmak kendini kurtarabilmek için elinden geldiğince uğrastı. Son anda, kocaadamın ellerindeki kütük havada ıslıklar çalarken bile ogre melezinin devasa elleri Caramon’unkollarım yakalamaya çalısıyordu…Kütük, ogre melezinin kafasına ıslak, sırılsıklam bir gümbürtü ve kırılan kemiklerin çatırtısıylainerek onu geriye doğru fırlattı. Bedeni önce seğirdi, sonra kıpırdamadı. Çelikparmak, takmabacağı hâlâ yere mıhlanmıs sekilde çamurlar içinde yatıyor, yağmur kel-lesindeki çatlaklardansızan kanı ve beyni yıkıyordu.Yorgunluk ve acıyla tökezleyen Caramon, dizleri üzerine çökerek kan -ve çamura- bulanmıskütüğe yaslanıp soluklanmaya çalıstı. Kulaklarında bir uğultu vardı: Onu öldürmek için ileri doğrukabaran adamların hiddetli bağırtıları. Umurunda bile değildi. Artık bir önemi yoktu. İsterlersegelsinlerdi…Ama kimse saldırmadı.Bundan aklı karısan Caramon, bulanık haber fedai gözlerini yanına dizhaber fedai

 

haber fedai e

nı çekip kurtarmaya çalıstı. Olağanüstügücü o kadar fazlaydı ki neredeyse basaracaktı. O anda, rakibinin tuzağa düstüğünü gördüğü andabile, Caramon, her yanı ağrıyan bedenini dinlendirmek ve haber fedai rakibini bırakmak için duyduğu kıskırtıcıisteği bastırmak zorunda kalmıstı.Ama bu müsabakanın sadece tek bir sonu olabilirdi. Her iki adam da, basından beri bunubiliyordu. Kütüğünü amansızca savurarak, tökezlercesine ilerleyen Caramon, ogre melezininkılıcına vurarak elinden kurtarıp uçurdu. Caramon’un gözlerindeki ölümügören Çelikparmak kendini kurtarabilmek için elinden geldiğince uğrastı. Son anda, kocaadamın ellerindeki kütük havada ıslıklar çalarken bile ogre melezinin devasa elleri Caramon’unkollarım yakalamaya çalısıyordu…Kütük, ogre melezinin kafasına ıslak, sırılsıklam bir gümbürtü ve kırılan kemiklerin çatırtısıylainerek onu geriye doğru fırlattı. Bedeni önce seğirdi, sonra kıpırdamadı. Çelikparmak, takmabacağı hâlâ yere mıhlanmıs sekilde çamurlar içinde yatıyor, yağmur kel-lesindeki çatlaklardansızan kanı ve beyni yıkıyordu.Yorgunluk ve acıyla tökezleyen Caramon, dizleri üzerine çökerek kan -ve çamura- bulanmıskütüğe yaslanıp soluklanmaya çalıstı. Kulaklarında bir uğultu vardı: Onu öldürmek için ileri doğrukabaran adamların hiddetli bağırtıları. Umurunda bile haber fedai değildi. Artık birhaber fedai

 

haber fedai f

arını Karagece? O kadar çok seyi buna borçluyuz ki!Reghar delikten, Bozkırlı’nın asık yüzüne baktı. Muhtemelen Reorx tarafından dövülmüs olan bubaltayı sana borçluyum Boz-kırlı. Senin yanında savasmak haber fedai bana onur verecektir. Ve eğer sen debenim yanımda dövüseceksen, adam gibi bir silaha ihtiyacın olacak!Tüm kamptan gelen tezahürat esliğinde cüce, parlak kılıcı, delikten Karagece’ye uzattı.251Böfüm5ölen geç saatlere kadar devam etti. Bütün kamp alanı kahkaha, bağırtı,Solamnica ve Ortak Lisan yanı sıra cüce ve kabile dillerinde savrulmus, iyi niyetli küfürlerledolmustu.Raistlin için süzülüp kaçması kolay olmustu. O heyecan içinde kimse sessiz ve alaycıbasbüyücünün yokluğunu hissetmemisti.Raistlin gölgelerden ilerleyerek Caramon’un kendisi için yeniden dösediği çadırına geri döndü.Kara cüppesi içinde, insanın gözünün ucuna takılan bir kıpırtıdan baska bir sey değildi.Crysania’nm çadırından uzak durdu. Kız, çadırının girisinde durmus, yüzünde hüzünlü birifadeyle eğlenceyi seyrediyordu. Onlara katılmaya tesebbüs bile etmemisti; ‘cadı’nın varlığınınCaramon’a büyük bir zarar vereceğini biliyordu.Ne kadar ironik, diye düsündü Raistlin, bu devirde kara cüppe-, li bir büyücü kabul görüyor daPaladine’ın rahibesi reddediliyor ve j lanetleniyordu.Ordunun kamp kurmus olduğu haber fedai alandan, ıslak çimhaber fedai

 

haber fedai u

r boya fıçısına düsmüs izlenimi verecek kadar kırmızı olan Caramon oturupincinen omzunu ovmaya basladı.Çok komik, diye mırıldandı hayvana utangaç bir tebessümle bakarak. Ortalık duman içindekalmıs ve orada burada otların tutusmus olmasına haber fedai rağmen ağaçların tepesindeki alevler geçiyordu.Allahtan nemli, yağmurlu bir sonbahar günüydü de bu küçük yangınlar çabucak geçiyordu.Güzel büyü, diye konustu Caramon, etraftaki ağaçların tepesinde yanmaya devam eden yerlerebakarak; bu arada küfürler edip homurdanarak ayağa kalkmıstı.Bu büyüyü hep sevmisimdir, diye cevap verdi Raistlin, sakince. Bunu bana Fizban öğretmisti.Hatırlıyor musun? Dumanlan tüten ağaçlara bakarak gülümsedi. Bence o yaslı adam bunu pekbeğenirdi.Tavsanı kucağında bir bebek gibi tutmus, farkına bile varmadan yumusak, ipeksi kulaklarınıoksayan Raistlin, duman dolu ormandan uzaklasmaya basladı. Büyücünün kendisini oksayanparmaklarından ve büyüleyen sözlerinden sakinlesen tavsanın gözleri kapanmıstı. Caramonkılıcını, düsürmüs olduğu çalılar arasından188alıp/ hafifçe aksayarak onları izledi.Lanet olasıca tuzak, kan dolasımımı kesti. Kan dolasımını hızlandırmak için bacağını sallıyordu.Ağır bulutlar gelerek yıldızları örtmüs, Lunitari’nin alevini tamamen söndürmüstü. Ağaçlardakialevler de söndükçe orman o kadar büyük bir karanlığa gömülmüstü ki kardesler önlerindeki yolubile görememeye baslamıstı.Sanırım artık saklanmanın bir anlamı kalmadı, diye mırıldandı Raistlin. Shirak. Büyücülükasasının üzerindeki kristal, parlak, büyülü bir parıltıyla yanmaya basladı. Dkizler, sessizlik,paylasılan, rahatlatan bir sessizlik, yıllardır paylasmadıkları bir haber fedai sessizlik içinde ,kamplarınadöndülhaber fedai

 

haber fedai m

omzunu ovmaya basladı.Çok komik, diye mırıldandı hayvana utangaç bir tebessümle bakarak. Ortalık duman içindekalmıs ve orada burada otların tutusmus olmasına rağmen ağaçların tepesindeki alevler geçiyordu.Allahtan nemli, yağmurlu bir haber fedai sonbahar günüydü de bu küçük yangınlar çabucak geçiyordu.Güzel büyü, diye konustu Caramon, etraftaki ağaçların tepesinde yanmaya devam eden yerlerebakarak; bu arada küfürler edip homurdanarak ayağa kalkmıstı.Bu büyüyü hep sevmisimdir, diye cevap verdi Raistlin, sakince. Bunu bana Fizban öğretmisti.Hatırlıyor musun? Dumanlan tüten ağaçlara bakarak gülümsedi. Bence o yaslı adam bunu pekbeğenirdi.Tavsanı kucağında bir bebek gibi tutmus, farkına bile varmadan yumusak, ipeksi kulaklarınıoksayan Raistlin, duman dolu ormandan uzaklasmaya basladı. Büyücünün kendisini oksayanparmaklarından ve büyüleyen sözlerinden sakinlesen tavsanın gözleri kapanmıstı. Caramonkılıcını, düsürmüs olduğu çalılar arasından188alıp/ hafifçe aksayarak onları izledi.Lanet olasıca tuzak, kan dolasımımı kesti. Kan dolasımını hızlandırmak için bacağını sallıyordu.Ağır bulutlar gelerek yıldızları örtmüs, Lunitari’nin alevini tamamen söndürmüstü. Ağaçlardakialevler de söndükçe orman o kadar büyük bir karanlığa gömülmüstü ki kardesler önlerindeki yolubile görememeye baslamıstı.Sanırım artık saklanmanın bir anlamı kalmadı, diye mırıldandı Raistlin. Shirak. Büyücülükasasının üzerindeki kristal, parlak, büyülü bir parıltıyla yanmaya basladı. haber fedai Dkizler, sessizlik,paylasılan, rahatlahaber fedai

 

haber fedai t

ine bakan Tas kekeledi. Ben…ben buna inanacağına pek emin değilim. Kimseinanmıyor. Ama doğru, yemin ederim!Sadece anlat! diye hırladı Raistlin; büyük bir el çabukluğuyla Tasslehoff un yakasınıburkuyordu.Tamam! diye yutkundu Tas, kıvranarak. Ama haber fedai sey, arada bir nefes almamın faydası olduğunuunutma istersen. Simdi; dur bakalım. Afet’i durdurmaya çalısınca alet parçalandı. Ben…ben seninböyle bir seyi kastetmis olduğunu zannetmiyorum, diye kekeledi Tas, ama…sanki…bana yanlıstalimat vermissin…Öyle yaptım. Bunu da kastettim, tamam mı, dedi Raistlin sertçe. Devam et.Ben de devam etmek istiyorum ama…nefes almadan konusmak zor oluyor…Raislin elini hafifçe gevsetti. Tas derin bir nefes aldı. Güzel! Nerede kalmıstım? Ah, evet. Ortalıkçökerken, biliyorsun ya, Lady Crysania’yı Dstar Mabedi’nin en, en, en altına kadar takip ettim. Birodaya girdiğini gördüm, seni görmeye gittiğini biliyordum çünkü senin ismini söylüyordu; ben desen aleti tamir edersin diye düsünüyordum…Çabuk ol!T..tamam, Mümkün olduğunca hızlanan Tas’ın söyledikleri neredeyse anlasılmayacak bir halegelmisti. Sonra arkamda bir gümbürtü duydum, baktım Caramon’mus ama o beni görmedi; sonraher sey karardı ve uyandığım zaman siz gitmistiniz ve tam Tanrılar atesli dağı tepemize atarlarkenbasımı kaldırıp seyrettim… Tas derin bir nefes aldı. Valla, görülmeye değerdi. Sana anlatmamıiste…Hayır mı? Eh, baska bir zaman insallah.Sa…sanırım sonra uyumusum çünkü uyandığımda her yer sakindi. haber fedai Ölü olduğumu düsündhaber fedai

 

haber fedai z

ıstım, sanki bir zamanlar birileri beni kendime ait olmayan bir seyi almakla da suçlamıstıve…ve sanırım Flint’e de gerektiği kadar saygılı davranmamıstım; sonra bir keresinde saka olsundiye, Caramon yıkanırken onun giysilerini saklamıstım ve o, Solace içinden çırılçıplak yürüyüpgeçmek haber fedai zorunda kalmıstı. Ama -Tas burnunu çekmesine mani olamamıstı-ama hep Fizban’ınsapkasını bulmasına yardım etmistim!Ölü değilsin, dedi ses, buraya yollanmıs da değilsin. Aslında burada hiç olmaman gerekiyordu.Bu hayret verici açıklamayla Tas, bakıslarını kaldırıvererek Kraliçe’nin kara, gölgeli gözlerinebaktı. Öyle mi? diye viyakladı, kendi sesi kendi kulaklarına garip gelmisti. Ölü değil miyim?Gayri ihtiyari eli, hâlâ ağrımakta olan basına gitti. Simdi oldu iste! Ben de birileri bu isi yüzünegözüne bulastırdı diyordum…Kenderlerin buraya girmesi yasaktır, diye devam etti ses.Bu beni hiç hayrete düsürmedi, dedi Tas, hüzünle, artık ölü olmadığı için kendini daha çokkendi gibi hissediyordu. Krynn üzerinde kenderlerin alınmadığı oldukça fazla yer var.Ses belki onu duymamıstı bile. Fistandantilus’un laboratuvarma girdiğinde, onun oraya yapmısolduğu büyüyle korunuyordun. İsların83geri kalan kısmı Afet’in çarpmasıyla yerin çok dibine batmıstı. Ama ben Kralrahip’in Tapınak’ınıkurtarmayı basarmıstım. Hazır olduğum zaman… dünyaya geri dönecek, benimle birlikte.Ama kazanamayacaksın, dedi düsünmeden konusarak. B…ben bi…biliyorum, diye kekeledi,kara bakıslar onu delip geçerken. Ben de o…oraydım.Hayır, orada değildin, çünkü daha o yasanmadı. Görüyor musun kender, Par-Salian’ın büyüsünübozarak zamanı değistirmeyi olanaklı kıldın. Fistandantilus -ya da senin bildiğin haliyle Raistlinbunusana söyledi. O yüzden seni ölümüne yolladı, ya da o öyle ummustu. O zamanındeğistirilmesini istemiyordu. Afet onun için gerekliydi, haber fedai çünkü Paladine’ın rahibesinihaber fedai