haber gaziantep

 

haber gaziantep

Caramon’un çadırına çekilmis olduğunu bildirirken, muhafızdudaklarının alayla kıvrılmasına mani olamamıstı.Birini yollayayım mı efendim? diye, öylesine asikâr bir gönülsüzlükle sordu ki Raistlin’e,büyücü, her ne kadar kara kukuletasının gölgesine gizlenmis olsa da tebessümüne engel olamadı.Hayır, diye cevap verdi haber gaziantep Raistlin, sanki bu haber kendisini çok memnun etmis gibi basınısallayarak. Ya kardesim, ondan bir haber aldınız mı? Ne zaman dönmesi bekleniyor?Komutan Caramon yarın geleceğine dair haber yollamıs efendim, diye devam etti muhafız,sasırmıs bir tonda; büyücünün bunu zaten biliyor olduğundan emindi çünkü. Burada hem onungelisini, hem de erzak konvoyunun bize yetismesini beklememiz gerekiyor. Dlk arabanın buaksamüstü gelmesi bekleniyor,efendim. Muhafızın aklına aniden bir sey gelmisti. E…eğer buemirlerin değismesini düsünüyorsunuz efendim, Muhafız Komutam’m çağırmam gerek…Hayır, hayır, haber gaziantep öyle bir sey yok, diye cevap verdi Raistlin ikna edercesine. Bu gece…ne bir insan,ne bir olay tarafından… rahatsız edilmeyeceğimden emin olmaya çalısıyordum o kadar. Anladındeğil mi, sey …neydi senin adın?M…micheal beyefendi hazretleri, diye cevap verdi muhafız. Tabii ki efendim. Eğer emrinizbuysa, bas üstüne efendim.Güzel, dedi Raistlin. Basbüyücü bir an için sessizleserek soğuk ama Lunitari ve yıldızlarınısığıyla parlak olan geceye doğru baktı. Küçülmekte olan Solinari, gökyüzünde gümüs bir çizgidenbaska bir sey değilmis gibi görünüyordu. Raistlin’in gözlerinde, sadece kendisinin görebildiği aydaha büyük bir anlam ifade ediyordu. Kara ay Nuitari dolunay halindeydi: Yıldızların ortasındakaranlık bir delik.Raistlin, muhafıza doğru bir adım daha attı. Kukuletasını basından hafifçe sıyırarak, kızıl ayınısıklarının gözlerine yansımasına sağladı. Drkilen muhafız gayri ihtiyari geriye haber gaziantep doğru bir adı

için kalenin burçlarına tırmandılar. SonundaPax Tharkas’ın kapılan savrularak, yağlanmıs menteseleri üzerinde sessizce ve rahatça kayarakkapandı.Mazgallı siperlerde tek basına duran Michael, mızrak uçları sabah günesiyle parlayan, sıcaknefesleri yukarı doğru haber gaziantep bir pus gibi yükselen koca ordunun güneye doğru gidisini izledi; cücelerinezgileri dağlar arasından yankılanıyordu.280281Arkalarından tek basına, yalnız bir suret sürüyordu atını, karalar içinde. Surete bakan Michaelneselendi. Bu ona iyi bir isaret gibi gelmisti. Ölüm artık önden değil, ordunun ardından gidiyordu.Günes, Pax Tharkas’m kapıları açılırken doğmustu; Thorbar-din’in bu büyük dağ kalesininkapıları kapanırken de kavustu. Kapıları çalıstıran su-denetimli mekanizma inleyip hırıldarkensanki dağın bir parçası bir emirle kaymaya baslamıstı. Kapanıp yerine yerlestiğinde gerçekten dekapıları dağın yüzündeki kayalardan ayırmak mümkün değildi; bu kapıları yapmak için yıllarınıharcayan cücelerin isçiliği o kadar kurnazcaydı ki.Kapıların kapanmasının anlamı savastı. Fistandantilus’un harekete geçmis ordusunun haberleri,seri kanatlara sahip griffonlara binen ajanlar tarafından getirilmisti. Artık dağ kalesinde büyük birhareketlilik vardı. Silah yapımcılarının dükkânlarından kıvılcımlar saçılıyordu Zırh yapımcıları,ellerinde çekiçleriyle uykuya dalıyordu. Herkes gelip savas meydanında yapacağı büyük islerhakkında atıp tutmaya basladığı için meyhanelerin isleri bir gecede iki misli artmıstı.Toprak altındaki muazzam krallığın sadece bir yeri haber gaziantep sessizdi: Burası, Caramon

haber gaziantep

e fırlayarak tas zeminde yuvarladı. Bunu gören Raistlin’in korku vehiddetle nefesi kesilir gibi oldu. Bu basarısızlığının baska bir isaretiydi: Çatlamıs, kararmıs, iseyaramayan ejderha küresi… Deliler gibi küreyi yakalamaya çalıstı ama küre bir bilye gibi dösemetaslarının haber gaziantep üzerinden yuvarlanarak, pençe gibi uzattığı elinden kurtuluyordu. Çaresizlik içindekürenin pesinden emekledi; küre sonunda yuvarlanıp durdu. Raistlin hırlayarak küreyi tutuyorduki durdu. Gözleri fal tası gibi açılarak basını kaldırdı. Nerede olduğunu görünce titreyerek geriçekildi.Tam önünde Büyük Kapı yükseliyordu.Aynı, Palanthas’taki Yüksek Büyücülük Kulesi’ndeki gibiydi. Yüksekçe bir platform üzerindeduran devasa, oval bir Kapı; bes ejderha basıyla süslenmis ve bu baslar tarafından korunuyordu.Kıvrımlı boyunları yerden yılan gibi yükseliyor, bes bas içeri bakıyor, ağızları açık, Kraliçelerine,sessizce sadakatlerini haykırıyorlardı.Palanthas Kulesi’nde, Kapı kapalıydı. Kimse o Kapı’yı açamazdı, o Kapı ancak Cehennemtarafından, ters yöne doğru açılabilirdi: Kimsenin terk etmediği yerden bir çıkıs Kapı’sı. Bu Kapı dakapalıydı ama buradan girebilicek iki kisi vardı: Sonsuz iyilik sahibi bir Ak Cüppeli Rahip ileSonsuz Kötülük sahibi bir Kara Cüppeli Basbüyücü. Bu, olamayacak bir birlesimdi. Büyükbüyücüler bu yolla, ölümsüz bir düzleme açılan bu korkunç girisi sonsuza kadar mühürlemeyiplanlamıslardı.Kapı’ya bakan sıradan bir ölümlü, buz gibi, zifir zindan bir karanlıktan baska bir sey göremezdi.Ama Raistlin, çoktandır sıradan biri değildi. Tanrıçasına yaklastıkça, tüm enerjisini veçalısmalarını bu tek amaca yönlendirdikçe, artık, her iki dünya arasındaki bir konumda askıdakalmıstı. Kapalı Kapı’ya bakarken, neredeyse o haber gaziantep karanlığı delip geçiyo

kadar sakatlığını yenmis, zeki biradamla karsı karsıya olduğunu gördü.Caramon birbirlerinin yanından ilk geçislerinde, Celikpar-mak’ın sadece sakatlığını yenmeklekalmamıs, aynı zamanda ogre melezinin bunu en iyi biçimde değerlendirmis olduğunu gördü.Birbirlerinin etrafında dönüyor, her biri kendi rakibinin savunmadaki en zayıf haber gaziantep yönünü bulmayaçalısıyordu. Sonra aniden, sağlam bacağı üzerinde rahatlıkla dengede duran Çelikparmak çelikbacağını baska bir silah gibi kullandı. Savrulurcasına dönerek Ca-ramon’a çelik bacağıyla öylebüyük bir siddetle vurdu ki, darbe koca adamı yere uçurdu. Kılıcı Caramon’un elinden uçup gitti.Çabucak yeniden dengesini sağlayan Çelikparmak, belli ki bir an önce dövüsü bitirip eğlenceyedevam etmek için koca kılıcıyla ilerledi. Gafil avlanmıs bile olsa Caramon bu tür saldırılarla arena–da da karsılasmıstı. Nefesi kesilmis numarası yaparak yattığı yerde nefes almaya çalısan Caramondüsmanının kendisine yaklasmasını bekledi. Sonra, uzanarak Çelikparmak’in sağlam bacağınayapısıp çekiverdi.Etraftaki adamlar tezahüratta bulunup alkısladılar. Ses, istar’da-ki arenanın canlı anılarınıyeniden tazeleyince Caramon heyecanının arttığını fark etti. Kara cüppeli kardesi ve beyaz cüppelirahibe için endiseleri uçup gitti. Yuvasının düsünceleri de. Kuskuları davok oldu. Dövüsün heyecanı, tehlikenin sarhos edici etkisi damarlarında dolasmaya, onu aynıikizinin büyü kullanırken hissettiğine benzer bir coskuyla doldurmaya basladı.Toparlanarak ayağa kalkarken düsmanının da aynı seyi yaptığını gören Caramon kendisindenbirkaç metre uzakta duran kılıcına doğru gözü dönmüsçesine bir hamle yaptı. Fakat Çelikparmakdaha çevikti. Caramon’un kılıcına daha önce vararak bir tekme atarak kılıcı havalandırdı.Gözlerini rakibinden ayırmayan Caramon baska bir silah bulabilmek umuduyla etrafınabakınınca halkanın öte ucunda yanmakta olan kamp atesim gördü.Ama Çelikparmak, Caramon’un bakısını haber gaziantep yakalamıstı. Onun amacı

haber gaziantep

haber gaziantep a

büyük fedakârlığı sayesinde gerisürülebilmisti.Raistlin durdu, ellerini dudaklarına götürerek düsündü. Kimisi Huma’nın Ejderhamızrağını,efsanede anlatıldığı gibi, Tanrıçayı fiziksel olarak yok etmek için kullanmadığını söyler. Dahaziyade51mızrağın, Tanrıçayı, haber gaziantep Kapı’ya geri sürüp Kapı’yı mühürlemek gibi büyülü bir özelliği vardı.Huma’mn onu geri sürebilmesi gerçeği, kraliçenin, -bu dünyada- zayıf olduğunun kanıtıdır.Raistlin gözlerini ayırmadan atese bakıyordu. Eğer Tanrıça Kapı’dan girdiğinde biri -onu sadecegeri sürecek değil, onu tamamen yok edebilecek gerçek güce sahip biri- olsaydı o zaman tarihbastan yazılabilirdi iste.Kimse konusmadı. Crysania alevlere dikti bakıslarını, belki de basbüyücüyle aynı saasalı hayaligörüyordu. Caramon ikizinin yüzüne baktı.Raistlin’in bakısları aniden alevlerden ayrılarak, net, soğuk bir yoğunluğa odaklandı. Yarın, dahagüçlü olunca, laboratuvara tek basıma çıkacağım -sert bakısları hem Crysania, hem de Cara-mon’utaradı- ve hazırlıklarıma baslayacağım. Siz lady, kendi Tanrınızla iletisim kurmaya baslasanız fenaolmaz.Crysania gergin bir halde yutkundu. Ürpererek koltuğunu atese yaklastırdı. Fakat, birden,Caramon ayağa kalkmıs, önünde duruyordu. Uzanarak güçlü elleriyle kızın kollarını tutarakgözlerine bakması için haber gaziantep zorladı.Bu çılgınlık hanhaber gaziantep

 

haber gaziantep b

irkildi. Sonra bir sesona bağırdı, Raist! Yardım et! Ayyy! Biraz daha dövünme sesleri, bir ağaç dalının kırılma sesi veyumruk sesleri…Saklanmak ve gizlilik haber gaziantep zamanı artık geçtiği için Raistlin, cüppesini topladığı gibi hızla keçi yolunadoğru kostu. Hâlâ kardesini ba-, ğırtılarını duyabiliyordu. Ses boğuklasmıstı ama netti, yani acı çe*]kiyormus gibi değildi.Yüzüne çarpan dallara ve eteklerine dolanan çalılara aldırıs etmeyen basbüyücü ormanın içindenkostu. Aniden ve beklenmedik bir anda açık bir alana dalan adam durdu ve bir ağacın yanına sindi.Önünde bir kıpırtı seçebiliyordu: Havada uçar, yerden yukarılarda yüzer gibi görünen devasa birgölge vardı. Bu gölge gibi yaratıkla dövüsen, bağırıp korkunç küfürler savuran -sesinden anlasıldığıkadarıyla- Caramon’du.Ast kiranann Soth-aran/Suh kali Jalaran. Raistlin bu sözleri mırıldanarak minik kükürt topçuğutepesine, ağaçların yaprakları arasına fırlattı. Dallar arasında anlık patlayan bir ısıkla birlikte alçakbir infilak sesi duyuldu. Ağaçların tepesi alev alarak asağıdaki manzarayı aydınlattı.Büyü sözleri dudaklarında, büyülü yıldırımlar parmak haber gaziantep uçlarında hazır olanhaber gaziantep

 

haber gaziantep c

da Tasgerçekten de onu gırtlaklayıverecekti.Son hapsedildikleri zaman Gnimsh aleti bir kez daha kapatmayı becermisti. Artık açıldığındabenzediği karmasık ve güzel bir asa yerine oldukça sıradan, pek bir özelliği olmayan bir kolye ucugibi görünüyordu.Saklı haber gaziantep tut sunu! diye ikaz etti Tas. Dewarlara bakarak onların keselerde bulmus oldukları içinkavga ettiklerini gördü. Gnimsh, diye fısıldadı, bu zımbırtı bizi Cehennem’den çıkartmıstı;bunun bizi, aleti Par-Salian ona vermis olduğu için Caramon’a götürecek sekildeayırlandı…ayarlandığını söylemistin. Simdi onun bizi zaman içinde götürmesini istemiyorum amasence kısacık bir sıçrama yapabilir mi? Eğer Caramon ordunun komutanıysa, buradan pek uzaktaolamaz.Bu harika bir fikir! Ginmsh’in gözleri parlamaya basladı.Dur bir düsüneyim…Ama çok geç kalmıslardı. Tas, omuzunda bir el hissetti. Midesi ağzına geldi; yüzünde Hain BirKatilin Acımasız Tebessümü olduğunu umduğu bir yüz ifadesiyle döndü. Belli ki öyle de bakmıstı,çünkü onu dürten Dewar dehsetle geriye adım attı, kendisini korumak istercesine ellerini kaldırdı.Kendisini dürtenin, gözlerinde yarı deli bir ifade olan genç bir kara cüce olduğunu görenTasslehoff rahat bir nefes aldı; bu arada Dewar, kenderin kendisini diri diri yemiyeceğini anlayaraktitremeyi bırakmıs ve ona ümitle bakmaya baslamıstı. Ne var? dedi Tas, cüce dilinde. Neistiyorsun? Gel. Sen gel. Dewar eliyle onları çağırdı. Sonra Tas’ın kaslarını çattığını görerek öncebir yeri isaret etti, haber gaziantep sonra hücrenin arhaber gaziantep

 

haber gaziantep

, ruhunu o sabah kaplayan o sınırsızsoku yasıyordu. Cüce ellerinde uzun, kıvırcık, güzelim sakalının buklelerini tutuyordu Kharas veonlar dehsetle seyrederken mazgallı siperlerin üzerinden bunları fırlatıp atmıstı.Sakal, cücelerin vatandaslık hakkı, iftiharı, ailesinin gururudur. Derin acıların yasandığıdönemlerde cüceler, yasları süresince haber gaziantep sakallarını taramaz ama bir cüceye sakalını kestirecek tekbir durum vardır. Bu da utançtır. Bu bir yüzkarasının isaretidir: Cinayete verilen bir ceza, hırsızlığaverilen bir ceza, korkaklığa verilen bir ceza, firara verilen bir ceza.Neden? Donup kalmıs olan Duncan’in sormak için aklına gelebilen tek sey.Dağlara doğru bakan Kharas, bir kayanın yarılıp çatlaması gibi bir sesle cevap verdi. Bu savasta,sen emrettiğin için savasıyorum, Soylu Efendim. Sana sadık olacağıma dair seref sözü verdim ve busöze sadık kalacağım. Ama savastığım sürece herkesin, soydaslarımı ve hatta birden çok kereyanımda dövüsen insanları öldürmekten gurur duymadığımı bilmesini isterim. Herkes Kharas’ınbugün utanç içinde gittiğini bilsin.Komuta ettiğin cüceler önünde ne güzel bir suret olacaksın! diye cevapladı Duncan, buruk birifadeyle.Ama Kharas ağzını kapattı ve bir daha cevap vermedi.Soylu Efendimiz! Birkaç adamı birden bağırarak Duncan’ın dikkatini yeniden ovaya yöneltti.Fakat o da, bu uzaklıktan birer oyuncak gibi görünen dört suretin ordudan ayrılarak Pax Tharkas’adoğru ilerlediğini görmüstü. Suretlerden üçü rüzgârla çırpınan sancakları tasıyordu.Dördüncüsü sadece ucunda, yavasça aydınlanmakta olan havada, bu uzaklıktan bile görünenparlak bir ısığın yanmakta olduğu bir asa tasıyordu.Sancakların ikisini Duncan tabii ki tanıyordu. Bildik çekiç ve örs261sembolüyle tepe cücelerinin bayrağı, farklı renklerle Duncan’m kendi bayrağının esiydi.Bozkırlıların bayrağını hiç görmemisti ama hemen haber gaziantep tanıdı. Onlara uyhaber gaziantep

haber gaziantep d

r büyüktüler. Kızın moralinin yerine gelmesi, perdelerin odanın ötekiucunda olduklarını fark etmesiyle yeniden bozuldu. Kıvranan karanlık içinde anca görülenpencereler asanın parlak ısığı dısında kalıyordu.Oraya yürümem gerek, dedi kendi kendine,gölgeler içinde! Kalbi neredeyse duracaktı, haber gaziantep gücüçekildi. Paladine’ın yardımını isteyeceğim. Fakat daha konusurken gözleri yerde soğuk ve sönükdurmakta olan madalyona gitti.Madalyonu almak için eğilen kız bir an için madalyona dokunmaya korkarak, hüzünle kötülükyaklastıkça ısığının nasıl solduğunu hatırlayarak tereddüt etti.Bir kez daha Afet’ten önce onu götürmeye gelen ulu elf rahip Loralon’u düsündü. HayatınıKralrahip’in sözlerini -Tanrıların hiddetini çeken sözleri- duymak için riske atarak onureddetmisti. Paladine kızgın mıydı? Bir çok insanın o İstar’daki felaketten sonra bütün Krynn’i terkettiğini düsündüğü gibi kızarak onu da mı terk etmisti? Yoksa sadece, ilahi kılavuzluğu lanetliYüksek Büyücülük Kulesi’ni saran kötülüğün bu soğukluk katmanlarını delemiyor muydu?Kafası karısarak korkan Crysania, madalyonunu kaldırdı. Madalyon parlamadı. Hiçbir seyyapmadı. Metal eline soğuk soğuk geliyordu. Odanın ortasında durmus, disleri birbirine çarparkenmadalyonu tutarak pencereye doğru gitmek için kendisini ikna etmeye çalıstı.Eğer gitmezsem, diye mırıldandı kasılmıs dudakları arasından, soğuktan öleceğim. Hepimizöleceğiz, diye ekledi, bakısları ikiz kardeslere kayarken. Raistlin siyah kadife cüppesi içindeydiama kız adamın, kendi elleri içindeki ellerinin soğuğunu hatırladı. Caramon’un üzerinde halagladyatör oyunlarında giydiği altın zırh20ile bel kusağından baska bir sey yoktu.Basını kaldıran haber gaziantep Crysania etrafında kayhaber gaziantep

 

haber gaziantep e

dı. Buraya yanlıslıkla kim girse, bu koridorun kısa bir hole açıldığını ve aniden bir duvar ilebittiğini görüyordu. Sanki yapıcısı elindeki haber gaziantep aletleri bıkkınlıkla elinden atmıs ve isini paydosedivermisti.Ama koridor yanlıslıkla yapılmamıstı. Uygun eller bu duvarı yokladığında, uygun sözlerisöylendiğinde, duvarın tozu üzerine uygun rünler yerlestirildiğinde, Zhaman’ın granit temelineoyulmus, büyük bir merdivene açılan kapı beliriyordu.Asağıya, durmadan asağıya gidiyordu merdiven, karanlığa iniyor, -sanki- uygun insanı dünyanınçekirdeğine çekiyordu. Zhaman’ın zindanlarına iniyordu…Bir kez daha. Ses yumusak ve sabırlıydı; Tasslehoff a bir yılan misali süzülerek, kıvranarakulasıyordu. Etrafında kıvranarak, kıvrımlı dislerini tenine batırarak içindeki yasamı emiyordu.Tekrar üzerinden geçeceğiz. Bana Cehennem’ i anlat, dedi ses. Hatırladığın her seyi. Nasılgirdiğini. Etrafın neye benzediğini. Kimi ve ne gördüğünü. Kraliçenin neye benzediğini, sözlerini…Deniyorum Raistlin, gerçekten! diye sızlandı Tasslehoff. Ama… haber gaziantep su son birkahaber gaziantep

 

haber gaziantep f

nefesikesilerek. Bileceklermi?Neyi bilecekler mi?Öyle iste, bilecekler mi?Hayır, sanmıyorum, diye cevap Gnimsh tereddütle. Neyi bilip bilemeyeceklerini tam olarakbilemediğim için kesin olarak bir sey söyleyemem. Ama bütün bildiğim, anladığım kadarıyla suaralar çok mesgul oldukları. Kötü ejderhaları falan uyandırıyorlar. Epey vakitlerini alıyor.İyi, haber gaziantep dedi Tas, nesesizce yatağa oturarak. Simdi suna bir bak. Kesesini açarak içindekileribosalttı. Bu sana ne hatırlatıyor?Annemin bulasıkları yıkamak için bir alet icat ettiği yılı, dedi gnome. Mutfak diz boyu kırıkdökük çanak çömlekle dolmustu.Hayır! diye atıldı Tas, alınarak. Bak, su parçayı bunun yanına koy, sonra…Benim boyutsal seyahat aletim! dedi Gnimsh nefesi kesilerek. Haklısın! O da böyle bir seyebenziyordu. Benimkinin bu cicili bicili kıymetli tasları yoktu ama… Yo, baksana. Yanlıs yapmıssın.Bence su parça buraya gelecek, buraya değil. Evet. Gördün mü? Sonra bu zincir buraya takılacak veböyle dolanacak. Hayır, tam böyle değil. Buradan…Dur, simdi gördüm. Bunun, önce burayatakılması gerek. Yatağa oturan Gnimsh, değerli taslardan birini alarak yerine taktı. Simdi, sukırmızı zımbırtıdan bir taneye daha ihtiyacım var. Değerli tasları karıstırmaya basladı. Allaskınabu seye ne yaptın sen? diye mırıldandı. Kıyma makinesine mi koydun?Fakat isine dalmıs olan gnome, Tas’ın cevabım dinlemedi bile. Bu arada kender fırsatıdeğerlendirerek öyküsünü bir kez daha anlatma fırsatı bulmus oldu. Gnimsh, kenderin varlığınıtamamen unutmus onlarca tası, biraz altın, gümüsten seyleri, zincirleri bir araya toplayıp bunlarıdüzgünce ayırırken, taburenin üzerine tüneyen Tas, bir süre sözü hiç kesilmeden, mutluluk içindekonusup durdu.Öte yandan Tas, bir yandan konusurken bir yandan da umutlanarak Gnimsh’i seyrediyordu.İçinde bir sızıyla Fizban’a dua etmis olduğunu hatırladı; eğer Gnimsh aleti çalıstırırsa haber gaziantep her an içinhaber gaziantep

 

haber gaziantep u

için geldim, okadar. Eğer bana yardım edersen geldiğim gibi hızla ve sessizce giderim.Eğer ona yardım etmezsem… Bertrem basından tırnağına kadar ürperdi. Elimden haber gaziantep geleni yaparımbüyücü, diye kekeledi Aesthetic, ama senin konusman gereken asıl kisi… Benim… diye geldi karanlık içinden bir ses.Bertrem öyle bir rahatladı ki neredeyse bayılacaktı.Astinus! diye kekeledi, Dalamar’ı isaret ederek, bu…o…ben228izin vermedim…beliriverdi…Raistlin Majere…Evet Bertrem, dedi Astinus, adamı teskin edercesine. Olup biten her seyi biliyorum. Dalamarkıpırdamamıstı bile, hatta As-tinus’un varlığını hissettiğini belli etmiyordu. Çalısmalarına geri dönBertrem, diye devam etti Astinus, derin bariton sesi sessiz hollerden yankılanıyordu. Ben bu isleilgilenirim.Evet, efendim! Bertrem minnettarlık içinde holden geri geri ilerledi, cüppesi etrafındaçırpınırken bakısları konusmadan, kıpırdamadan duran kara elfe kaydı. Köseye varan Bertremtelasla döndüğünde Astinus adamın koridordan asağıya kostuğunu duyabiliyordu.Palanthas’ın Büyük Kütüphanesi’nin bası gülümsedi, ama içinden. Kendisini izleyen kara elfingözlerine adamın sakin, yastan arınmıs yüzü, etrafındaki mermer duvarlardan fazla bir sey ifadeetmiyordu.Bu taraftan haber gaziantep gel genç bhaber gaziantep

 

haber gaziantep m

andı ve o görüntüyle birlikte gençlik günleri;kardesiyle birlikte arkadaslarıyla dolastıkları günler: Tanis, cüce demirci Flint, Sturm… Basınısallayıp, atını kamptan çıkartırken bu düsünceleri de uzaklastırmaya çalıstı.Fakat ormandaki keçi yoluna varıp da yanında haber gaziantep at sürmekte olan kardesini gözünün ucuylagörünce, bu düsünceler daha güçlü olarak geri geldi; büyücü, her zamanki gibi atınıkardesininkinden bir adım geride tutuyordu. At sürmeyi çok sevmese de Raistlin ata güzel binerdi,aynı istediği zaman her seyi çok iyi yapabildiği gibi. Konusmuyor, hatta kardesine bakmıyordu bile;kukuletasını basına geçirmis, kendi düsüncelerinde kaybolup gitmisti. Bu olağandısı değildi: Dkizlerbazen çok az konusarak günlerce seyahat ederlerdi.Ama yine de aralarında bir bağ vardı; bir kan, ilik ve ruh bağı. Caramon o eski, rahat yolarkadaslığı ruh haline kaydığını fark etti. Öfkesi erimeye baslamıstı, zaten bu hiddetin bir kısmı dakendi-sineydi.Biraz geri dönerek omzunun üzerinden konustu.O…orada…yaptıklarım…için özür dilerim Raist, dedi kabaca, Crysania’nın belirgin izlerini takipedip ormanın içine doğru ilerlerlerken. Söylemis oldukların doğruydu…o da bunları banaanlatmıstı…kendisinin… Caramon kekeledi, kızardı. Eyerin üzerinde döndü. Yani kendisinin,lanet olsun Raist! Neden ona o kadar kaba davrandın sanki?Raistlin kukuletalı basını kaldırdı; kardesi artık yüzünü görebiliyordu. Kaba olmakzorundaydım, dedi yumusak sesiyle. Ayaklarının dibinde açılmakta olan uçurumu, eğer birliktedüsmüs olsak, herkesi de mahvedeceğimiz uçurumu göstermek haber gaziantep zorundaydım!Caramon ikizine hayretlhaber gaziantep

 

haber gaziantep t

Dçeriden alçakbir inleme sesi duyuyordu.Adamların morali bozuk, dedi Garic içini çekerek. Konusup duruyorlar, akılları karıstı.Bilmiyorum…Caramon anlamıstı. Kardesinin çadırının karanlığından içeri baktı. Tek basıma gireceğim.Yaptığın her sey için tesekkür haber gaziantep ederim, diye ekledi kibarca. Simdi, bayılıp kalmadan git de birazdinlen. Daha sonra sana ihtiyacım olacak ve hasta halinle bir isime301yaramazsın.Evet efendim, dedi Garic. Sendeleyerek gidiyordu ki durup geri döndü. Zırhının göğüslevhasının altından kana bulanmıs bir parsömen çıkarttı. Bunu sizin…elinizde bulduk efendim. Elyazısı cücelere ait…Caramon pasromene baktı, açtı, okudu ve sonra kıvırarak hiçbir yorumda bulunmadan kemerinesıkıstırdı.Artık muhafızlar çadırların etrafını sarmıstı. Birini isaret eden Caramon, Garic’in yatmayagötürüldüğünü görünceye dek bekledi. Sonra, tüm gücünü toplayarak Raistlin’in çadırına adımattı.Açık kalmıs bir büyükitabının yanında hâlâ bir mum yanıyordu: Belli ki basbüyücü yemektensonra çalısmalarına devam etmeyi planlıyordu. Caramon’un, Regha/ın adamlarından biri olduğunufark ettiği orta yaslı, yüzünde savas yaraları tasıyan bir cüce yatağın yanında gölgelerin içineçömesmisti. Girise yakın bir yerde, bir muhafız, Caramon girerken selâm verdi.Dısarıda bekle, diye emretti Caramon; bunun üzerine muhafız dısarı çıktı.Ona dokunmamıza izin vermiyor, dedi cüce kısaca, basıyla Raistlin’i isaret haber gaziantep ederek. Yarasınatedavi gerekiyhaber gaziantep

 

haber gaziantep z

eye çalıstık…Pöh! diye burun büktü Caramon, basına bir sancı girince gözlerini yumarak. Tüneliyıkmıslardır.Evet. Kazmaya çalıstık ama bütün rezil çölü kazsak ne fayda, dedi Garic, buruk bir ifadeyle.Peki ya ordu? diye ısrar etti Caramon, Raistlin’in çadırının önünde haber gaziantep duraksayarak. Dçeriden alçakbir inleme sesi duyuyordu.Adamların morali bozuk, dedi Garic içini çekerek. Konusup duruyorlar, akılları karıstı.Bilmiyorum…Caramon anlamıstı. Kardesinin çadırının karanlığından içeri baktı. Tek basıma gireceğim.Yaptığın her sey için tesekkür ederim, diye ekledi kibarca. Simdi, bayılıp kalmadan git de birazdinlen. Daha sonra sana ihtiyacım olacak ve hasta halinle bir isime301yaramazsın.Evet efendim, dedi Garic. Sendeleyerek gidiyordu ki durup geri döndü. Zırhının göğüslevhasının altından kana bulanmıs bir parsömen çıkarttı. Bunu sizin…elinizde bulduk efendim. Elyazısı cücelere ait…Caramon pasromene baktı, açtı, okudu ve sonra kıvırarak hiçbir yorumda bulunmadan kemerinesıkıstırdı.Artık muhafızlar çadırların etrafını sarmıstı. Birini isaret eden Caramon, Garic’in yatmayagötürüldüğünü görünceye dek bekledi. Sonra, tüm gücünü toplayarak Raistlin’in çadırına adımattı.Açık kalmıs bir büyükitabının yanında hâlâ bir mum yanıyordu: Belli ki basbüyücü yemektensonra çalısmalarına devam etmeyi planlıyordu. Caramon’un, Regha/ın adamlarından biri olduğunufark ettiği orta yaslı, yüzünde savas yaraları tasıyan bir cüce yatağın yanında gölgelerin içineçömesmisti. Girise yakın bir yerde, bir muhafız, Caramon girerken selâm verdi.Dısarıda bekle, diye emretti Caramon; bunun üzerine muhafız dısarı çıktı.Ona dokunmamıza izin vermiyor, dedi cüce kısaca, basıyla Raistlin’i isaret ederek. Yarasınatedavi gerekiyor. Çok fazla bir faydası olmaz tabii ki. Ama bir süre haber gaziantep daha onu alıkoyuverihaber gaziantep