haber kanalları

 

haber kanalları

ne engelolamadığı, tazelenmis yasamın kokusunu ciğerlerine çeken Dalamar bir an, Silvanesti’yi düsündü.Kara bir elf…ısıktan ayrılmıs biri. Dalamar’ın halkı öyleydi. Alt seviyeden ve mevkiden elfleremistik sanatların yasak olduğu toplumda, onun, hiçbir elfin çekinmeden bakmaya haber kanalları bile cesaretedemeyeceği Kara Cüppeyi giydiği anlasıldığında, elf lordları, Dalamar’ın ellerini, ayaklarını vegözlerini bağlayıp, ağzını tıkamıslardı. Sonra onu bir yük arabasına atıp, ülkelerinin sınırlarınakadar götürülmüslerdi.Hiçbir sey göremeyen Dalamar’ın Silvanesti hakkındaki son anıları toz ağaçlarının, açançiçeklerin ve verimli toprakların kokusuydu. O zamanın da bahar olduğunu hatırladı.Dstese geri dönebilir miydi? Dönmek için bunları bırakır mıydı? Hüzün veya pismanlık duyuyormuydu? Gayri ihtiyari Dalamar in eli göğsüne gitti. Kara haber kanalları cüppenin altında, göğsündeki yarayıhissedebiliyordu. Raistlin’in elleri ona dokunup, teninde yanan bes delik açtığından bu yana birhafta geçmesine rağmen yaralar hâlâ iyilesmemisti. Dalamar acı bir katiyetle, bunlarıngeçmeyeceğini de biliyordu.Hayatının geri kalan kısmında, her zaman bunların acısını duyacaktı. Ne zaman çıplak dursa,onları, o yaraların, hiçbir derinin kapatamayacağı irinli kabuklarını görecekti. Shalafi ‘sine karsıgösterdiği vefasızlığın cezasını böyle ödemisti.Tarikatlarının bası, Wayreth’teki Yüce Büyücülük Kulesinin efendisi -ve aslında kara elfin,tarihleri boyunca hiçbir ölümlüden Raistlin’den korktukları kadar korkmayan ve ondan rahatsızolmayan Büyücüler Tarikatı’mn bir ajanı olduğuna göre, bir yerde Dalamar’ın da efendisi olan- UluPar-Salian’a da söylemis olduğu gibi: Bunu hak etmisti.Bu tehlikeli yerinden ayrılır mıydı? Yurduna, Silvanesti’ye haber kanalları geri döner miydi?S

utların kampı, saklanacak bir yerden çok, küçük bir kasabaya benziyordu. Kabaca insaedilmis ağaç barakalarda yasıyorlar, hayvanlarını da büyük bir mağarada barındırıyorlardı. Belli kiuzun bir süredir buradaydılar ve hiçbir yasadan korkmadıkları haber kanalları da asikârdı: Bunu da ogre meleziÇelikparmak’ın gücüne ve liderliğine borçluydular.Fakat kendi zamanında azımsanmayacak miktarlarda hırsız yakalamıs olduğu için Caramon, buadamların çoğunun kaba saba adamlar olmadığını anlamıstı. Crysania’ya bakıp, olacak olanlar- jdan dolayı memnuniyetsizliklerini ifade edercesine basını sallayan İ birkaçını görmüstü. Paçavralariçinde olmalarına rağmen içlerinde ‘ bir kısmı iyi silahlar tasıyorlardı: Babadan oğula geçen cinsten,bir i ganimet değil de aile yadigârı olduğu için dikkatle bakılan çelik ki- l lıçlar. Ve bu fırtınalıgünün azalan ısığında emin olamasa da Cara-mon’a, kılıçların çoğunda -Solamniya Sövalyeleri’ninkadim sembolü olan- Gül ile Yalıçapkını varmıs gibi geliyordu.Adamlar temizce tıras olmuslardı, bu tür sövalyelerin isareti olan uzun bıyıkları yoktu amaCaramon onların sert, genç yüzlerindearkadası sövalye Sturm Brightblade’in izini görmüstü. Sturm’ü hatırlayan Caramon, aynıanda Afet’ten sonraki sövalyelik tarihiyle ilgili bilgisini de hatırlamıstı.Korkunç felaketi getirdikleri gerekçesiyle komsularının çoğu tarafından suçlanan sövalyelerhiddetli insan yığınları tarafından yurtlarından koyulmuslardı. Çoğu öldürülmüs, aileleri gözleriönünde katledilmisti. Hayatta kalanlar gizlenmisler, kendi topraklarında kaçmaya, -bunun haber kanalları gibiyasadısı haydut grup

haber kanalları

bir zamanda kadim Tanrılara olan inancı yenidenyaratabilecekti. Daha önce değil.Yenilgisi kızı boğmustu. Hâlâ yatağın yanında, dizleri üzerinde basını eğerek, elleri arasına aldı veanlamaya, kabul haber kanalları etmeye gönüllü olmamıs olduğu için af diledi.Bir elin saçına dokunduğunu hissedince bakıslarını kaldırdı. Genç adam bitik bir halde kızagülumsüyordu.Özür dilerim, dedi kibarca, atesten kurumus dudakları seğirirken. Seni hayal kırıklığınauğrattığım için…özür dilerim.Anlıyorum, dedi Crysania sessizce, ve isteklerine saygı duyacağım.Tesekkür ederim, diye cevap verdi adam. Sessizdi. Uzun süre duyulan tek ses adamın büyükbir zahmetle alıp verdiği nefesiydi. Crysania ayağa kalkmaya yeltenmisti ama adamın sıcak elinikendi eli üzerinde hissetti. Benim için bir sey yap, diye fısıldadı adam.Ne istersen, dedi kız, adamı gözyasları arasında zar zor görmesine rağmen gülümsemek içinkendisini zorlayarak. Bu gece yanımda kal…ben ölürken…181180Böfiim 6dam sehpasına doğru yükselen merdivenleri çıkıyorum. Basım öne eğik.Ellerim arkadan bağlanmıs. Daha merdivenlerden çıkarken, bir faydası olmadığını bilsem dekendimi kurtarmak için çırpmıyorum; günlerimi, hiçbir ise yaramasa da, haftalarımı kendimikurtarmaya harcadım.Kara cüppe ayağıma takılıyor. Tökezleniyorum. haber kanalları Biri beni yakalı

orkudan değil de merak ve hayretten. ,,Aniden Raistlin’e sert ve kuskulu bir bakıs fırlattı. jpGerçekten de, istiyorsan git kendin incele, dedi Raistlin, omuzlarını silkerek. Bu gece yanınızaalabilirsiniz, aslında…y ani haber kanalları eğer anlasırsak.Ama zaten Argat, sandalyesinden inmis çadırın kösesine gidiyordu bile. Dizleri üzerine çökencüce elini parlak, büyülü bir pırıltıyla parlayan çelik sikkelerin sandığına daldırdı. Uzun bir süre,parlayan gözlerlerle bu hazineye bakmaktan, elini paraların arasında gezdirmekten baska bir seyyapmadı. Sonra titrek bir ah çekerek ayağa kalktı ve sandalyesine geri döndü.Bir planın var mı?Raistlin basıyla onayladı. Paraların büyülü ısıltısı sönmüstü ama cücenin bakıslarını süreklikendisine çeken soluk bir pırıltı hâlâ kendini muhafaza ediyordu.Ajanların söylediğine göre, dedi Raistlin, Duncan bizimle Pax Tharkas’ın önündeki ovadakarsılasmayı planlıyor; bizi orada yenmeyi, eğer basaramazsa da en azından ağır kayıplarverdirmeyi amaçlıyörmüs. Eğer biz kazanırsak güçlerini kaleye çekecek, kapıları kapatacak ve okapıların önünü kapatması için de binlerce ton ağırlığındaki kayaları serbest bırakacakmekanizmayı çalıstıra-cakmıs.Oraya istiflediği yiyecek ve silahla, biz vazgeçinceye yani geri çekilinceye veya onun takviyegüçleri Thorbardin’den gelip, bizi kapana kıstırıncaya dek bekleyecekmis. Söylediklerim doğrumu?Argat eliyle kara sakalını oksadı. Bıçağını çekerek havaya atıp/256büyük bir beceriyle yeniden haber kanalları yakaladı. Büyücüye bakar

haber kanalları

haber kanalları a

sne parlamaya basladı; önce yavasça, sonra giderekartan bir parlaklıkla. Argat’in bir kez daha nefesi kesilir gibi olduama bu kez korkudan değil de merak ve hayretten. ,,Aniden Raistlin’e sert ve kuskulu bir bakıs fırlattı. jpGerçekten haber kanalları de, istiyorsan git kendin incele, dedi Raistlin, omuzlarını silkerek. Bu gece yanınızaalabilirsiniz, aslında…y ani eğer anlasırsak.Ama zaten Argat, sandalyesinden inmis çadırın kösesine gidiyordu bile. Dizleri üzerine çökencüce elini parlak, büyülü bir pırıltıyla parlayan çelik sikkelerin sandığına daldırdı. Uzun bir süre,parlayan gözlerlerle bu hazineye bakmaktan, elini paraların arasında gezdirmekten baska bir seyyapmadı. Sonra titrek bir ah çekerek ayağa kalktı ve sandalyesine geri döndü.Bir planın var mı?Raistlin basıyla onayladı. Paraların büyülü ısıltısı sönmüstü ama cücenin bakıslarını süreklikendisine çeken soluk bir pırıltı hâlâ kendini muhafaza ediyordu.Ajanların söylediğine göre, dedi Raistlin, Duncan bizimle Pax Tharkas’ın önündeki ovadakarsılasmayı planlıyor; bizi orada yenmeyi, eğer basaramazsa da en azından ağır kayıplarverdirmeyi amaçlıyörmüs. Eğer biz kazanırsak güçlerini kaleye çekecek, kapıları kapatacak ve okapıların önünü kapatması için de binlerce ton ağırlığındaki kayaları serbest bırakacakmekanizmayı çalıstıra-cakmıs.Oraya istiflediği yiyecek ve silahla, biz vazgeçinceye yani geri çekilinceye veya onun takviyegüçleri Thorbardin’den gelip, bizi kapana kıstırıncaya dek bekleyecekmis. Söylediklerim doğrumu?Argat eliyle kara sakalını oksadı. Bıçağını çekerek havaya atıp/256büyük bir beceriyle yeniden yakaladı. Büyücüye bakarak aniden durdu ve ellerini iki yana haber kanalları açtı.Ben üzgün. Sinirleninchaber kanalları

 

haber kanalları b

elle viyaklayarak yok oldu, etsiz elleri gevsedi.Kükürdüngenizleri yakan kokusu duyuldu.Shirak. Parlak ısık yok olmustu. Odayı yumusak bir ısıltı aydınlattı.Crysania doğrulup oturdu. Raistlin! diye fısıldadı minnetle. Elleri ve dizleri üzerinde doğrularakkararmıs, yanmıs haber kanalları zemin üzerinde, sırtüstü uzanmıs, ağır ağır soluyan büyücüye doğru emekledi.Ellerinden biri Büyücülük Asası’nda duruyordu. Isık, asanın14tepesindeki altın ejderha pençesinin içindeki kristal toptan yayılıyordu.Raistlin! İyi misin?Yanına diz çöken kız, gözlerini açmakta olan adamın ince soluk yüzüne baktı. Bitkin bir haldebasını salladı adam. Sonra uzanarak, kızı kendisine doğru çekti. Kıza sarılarak yumusak, siyahsaçlarını oksadı. Kız adamın kalp atıslarını duyabiliyordu. Adamın bedeninin garip sıcaklığı soğuğuuzaklastırıyordu.Korkma! diye fısıldadı adam, kızın titrediğini hissederek. Bize zarar vermeyecekler. Beni görüptanıdılar. Seni incitmediler değil mi?Kız konusamıyordu, sadece basını sallamakla yetindi. Adam yeniden içini çekti. Crysaniagözlerini kapatıp, bulduğu tesellide kendini kaybederek, adamın kollarında yattı.Sonra, adamın eli bir kez daha saçlarına doğru giderken, bedeninin gerildiğini hissetti. Neredeysehiddetle kızın omuzlarım tutup iterek kendisinden uzaklastırdı.Bana neler olduğunu anlat, diye emretti zayıf bir sesle.Burada uyandım… diye kekeledi Crysania. Yasadıklarının dehseti ve Raistlin’in sıcak temasınınanısı kafasını karıstırıp, sinirlerinin bosalmasına neden olmustu. Öte yandan adamın gözlerininsoğuk ve sabırsız bir hal aldığını görünce kendini devam etmeye, sesini titretmemeye zorladı.Caramon’un bağırdığını duydum…Raistlin’in gözleri haber kanalları fal tası ghaber kanalları

 

haber kanalları c

, kıvranan kenderi sıkı sıkı tutarak. Simdi, senbenimle geliyorsun.Hayır, gelmiyorum! diye bağırdı Tas, deliler gibi karsı koyarak. Sen ne ilginçsin, haber kanalları ne de heyecanverici…sen seytansın… Cehen-nem’in kendisi gibi! Korkunçsun, çirkinsin ve ben seninle hiçbir yeregitmem! Hiçbir zaman! Bırak beni! Bırak beni!Gözyaslarıyla gözleri körlesen, bağıran, kasılmıs yumruklarıyla sağa sola sallanan Tas, bir cinnetiçersinde Raistlin’e vurdu.Dçine düstükleri dehsetten çıkan hücredeki Devvarlar panik içersinde bağırısmaya, diğerhücrelerdeki cücelerin dikkatlerini üzerlerine çekmeye baslamıslardı. Çığlıklar atıp bağırısan diğerDevvarlar da neler olup bittiğini görebilmek için parmaklıkların önüne yığılmıslardı.Bir curcuna koptu. Bağrıs ve çağrısın arasından cüce dilinde bir seyler haykıran muhafızların toksesleri duyulabiliyordu.Buz gibi, sert bir yüzle Raistlin elini Tasslehoff un alnına koyarak hızlıca yumusak birkaç sözsöyledi. Kenderin bedeni anında gevsedi. Yere düsmeden onu yakalayan Raistlin, yine haber kanalları konustu veikisi birdehaber kanalları

 

haber kanalları

ni izledi. Büyülü yıldırım Gnimsh’e tam göğsünden çarptı. O korkunçenerji gnome’un minik bedenini yerinden kaldırıp geri savurarak arkasındaki tas duvara çarptı.Gnimsh, bir çığlık bile atamadan yere yığıldı. Deri önlüğünden duman tütüyordu. Yanmıs tenininsanın midesini bulandıran,tatlı bir haber kanalları kokusu vardı. Kenderin mendilini tutan el seğirdikten sonraha-reketsizlesti.Tas kıpırdıyamadı. Elleri hâlâ Raistlin’in cüppesi üzerinde duruyordu; öylece bakakaldı.Haydi gel Tas, dedi Raistlin.Dönen Tas, Raistlin’e baktı. Hayır, diye fısıldadı titreyerek, kendini Raistlin’in güçlü ellerindenkurtarmaya çalısırken. Sonra ıstırapla bağırdı. Onu öldürdün! Neden? O benim arkadasımdı!Nedenlerim sadece beni ilgilendirir, dedi Raistlin, kıvranan kenderi sıkı sıkı tutarak. Simdi, senbenimle geliyorsun.Hayır, gelmiyorum! diye bağırdı Tas, deliler gibi karsı koyarak. Sen ne ilginçsin, ne de heyecanverici…sen seytansın… Cehen-nem’in kendisi gibi! Korkunçsun, çirkinsin ve ben seninle hiçbir yeregitmem! Hiçbir zaman! Bırak beni! Bırak beni!Gözyaslarıyla gözleri körlesen, bağıran, kasılmıs yumruklarıyla sağa sola sallanan Tas, bir cinnetiçersinde Raistlin’e vurdu.Dçine düstükleri dehsetten çıkan hücredeki Devvarlar panik içersinde bağırısmaya, diğerhücrelerdeki cücelerin dikkatlerini üzerlerine çekmeye baslamıslardı. Çığlıklar atıp bağırısan diğerDevvarlar da neler olup bittiğini görebilmek için parmaklıkların önüne yığılmıslardı.Bir curcuna koptu. Bağrıs ve çağrısın arasından cüce dilinde bir seyler haykıran muhafızların toksesleri duyulabiliyordu.Buz gibi, sert bir yüzle Raistlin elini Tasslehoff un alnına koyarak hızlıca yumusak birkaç sözsöyledi. Kenderin bedeni anında gevsedi. Yere düsmeden onu yakalayan Raistlin, yine konustu veikisi birden yok oldu; dilleri tutulmus Devvarlar ağızları bir karıs açık kalmıs, Raistlin ile Tas’mbosalan yerlerine haber kanalları ve birhaber kanalları

haber kanalları d

…ölü müsün?Senölümüsün? diye sordu gnome, kenderi kuskuyla süzerek.Hayır, dedi Tas, oldukça alınarak.Eh bendeölüdeğilim! diye yapıstırdı gnome.Sey biraz yavaslayabilir misin? diye teklif etti Tas. Sizin hızlı konustuğunuzu biliyorum amabazen bu bizim anlamamızı zorlastırıyor…Ben de ölü değilim, dedim! diye haber kanalları bağırdı gnome yüksek sesle.Tesekkür ederim, dedi Tas, kibarca. Ama kulaklarım sağır değil. Normal sesinle, normal tondakonusabilirsin…sey, normal ses tonunla yavas yavas konus, diye ekledi kender aceleyle,gnome’unun derin bir nefes aldığını görerek.Senin…adın…ne? diye sordu gnome, sümüklü böcek hızıyla konusarak.Tasslehoff.-.Burrfoot. Kender minik elini uzattı, gnome da bunu canı gönülden kabul ederekhararetle sıktı. Senin …adın…ne? Yani…seninki ne? Yo, hayır! Bunu demek istememistim…Ama çok geç kalmıstı. Gnome baslamıstı.Gnimshmarigongalesefrahootsputhturandotsamanella…Kısa sekli! diye bağırdı Tas, gnome soluklanmak için ara verdiğinde.88Haa. Gnome biraz bozulmus gibi görünüyordu. Gnimsh.Tesekkür ederim. Seninle tanıstığıma memnun oldum …ııı…Gnimsh, dedi Tas, rahat bir nefesalarak. Bütün gnomeların isimlerinin, dikkatsiz bir dinleyiciye gnome’un bilinen (ya da var olduğutahmin edilen) ilk atasından itibaren sülale tarihinin bir özetini vereceğini tamamıyla unutmustu.Ben de memnun oldum Burrfoot, dedi gnome ve yine el sıkıstılar.Oturmaz mısın? dedi Tas, kendisi yatağa oturup ona da kibarca tabureyi isaret ederek. FakatGnimsh tabureye sert bir bakıs fırlattıktan sonra, tam altında maddelesen bir sandalyeye oturdu.Tas’ın, bu görüntü karsısında nefesi kesildi. Gerçekten de kayda değer bir sandalyeydi; bir yukarı,bir asağı oynayan ayak dayanacak bir yeri, altında sandalyenin ileri – geri sallanmasını hattatamamen geriye yatarak dilediğinde içinde oturan insanın tamamen yatar duruma gelmesinisağlayan haber kanalları bir ayağıhaber kanalları

 

haber kanalları e

-orada- Kraliçe daha güçlü. O yüzden Kraliçe’yi, biryem kullanarak yerinden çıkartmayı, bu dünyaya girmesi için onu zorlamayı düsünüyor. Burada,onu yok edebileceğini düsünüyor.Deli! diye fısıldadı Kitiara, haber kanalları sözü ancak ağzından çıkacak kadar hafif bir nefesle söylemisti.Delirmis! Sıvının titreyen eline dökülmekte olduğunu gören kadın aceleyle sarap kadehini yerebıraktı. Onu bu düzlemde, sadece bir gölge olarak, buraya tamamen girmesi engellediği zamangördü. Nasıl olabileceğini tahayyül bile edemez…!Ayağa kalkan Kit, üzerinde elflerin çok sevdikleri ağaç ve çiçeklerin sessiz sekillerinin bulunduğuyumusak halı üzerinde sinirlice gezindi. Aniden ürperdiğini hisseden kadın atesin önünde durdu.Kara cüppesi hısırdayan Dalamar kadının yanına gitti.Düsünceleri ve korkuları içine dalmıs olan Kit, konusurken bile elfin sıcak bedenininkendisininkine yaklastığını hissediyordu.Peki siz büyücüler, ne olacağını düsünüyorsunuz? diye sordu aniden. Eğer bu delice planındabasarılı olursa sizce kim kazanacak? Bir sansı var mı?Dalamar omuzlarını silkip bir adım daha kadına yaklasarak Ki-tiara’nın ince boynuna dokundu.Parmakları kadının pürüzsüz cildini yavasça oksuyordu. Bu nefis bir histi. Derin ve titrek haber kanalları bir nefesalan Kithaber kanalları

 

haber kanalları f

lısarak. Kapı’dan rahibe ile birlikte geçecek. Kendisini Cehennem’de bulacak.Ya sonra? Mutlaka Karanlık Kraliçe ile, onun kendi boyutunda dö-vüsemeyeceğini biliyordur!Tabii ki biliyor, dedi Dalamar. Güçlü ama -orada- Kraliçe daha güçlü. O yüzden Kraliçe’yi, haber kanalları biryem kullanarak yerinden çıkartmayı, bu dünyaya girmesi için onu zorlamayı düsünüyor. Burada,onu yok edebileceğini düsünüyor.Deli! diye fısıldadı Kitiara, sözü ancak ağzından çıkacak kadar hafif bir nefesle söylemisti.Delirmis! Sıvının titreyen eline dökülmekte olduğunu gören kadın aceleyle sarap kadehini yerebıraktı. Onu bu düzlemde, sadece bir gölge olarak, buraya tamamen girmesi engellediği zamangördü. Nasıl olabileceğini tahayyül bile edemez…!Ayağa kalkan Kit, üzerinde elflerin çok sevdikleri ağaç ve çiçeklerin sessiz sekillerinin bulunduğuyumusak halı üzerinde sinirlice gezindi. Aniden ürperdiğini hisseden kadın atesin önünde durdu.Kara cüppesi hısırdayan Dalamar kadının yanına gitti.Düsünceleri ve korkuları içine dalmıs olan Kit, konusurken bile elfin sıcak bedenininkendisininkine yaklastığını hissediyordu.Peki siz büyücüler, ne olacağını düsünüyorsunuz? diye sordu aniden. Eğer bu delice planındabasarılı olursa sizce kim kazanacak? Bir sansı var mı?Dalamar omuzlarını silkip bir adım daha kadına yaklasarak Ki-tiara’nın ince boynuna dokundu.Parmakları kadının pürüzsüz cildini yavasça oksuyordu. Bu nefis bir histi. Derin ve titrek bir nefesalan Kitiara gözlerini kapattı.Büyücüler bilmiyor hanımefendi, dedi Dalamar, Kitiara’yı tam kulağının altından öpmek içineğilirken. Bir kedi haber kanalları gibi gerinen kadıhaber kanalları

 

haber kanalları u

iye hırladı Caramon,159ÎTmbir küfür savurarak, ileri doğru yalpalayarak büyükitabım yakala- 4 dığı gibi sert bir hareketlekapattı. Gece mavisi cildine değen parmakları yandı ama o acıyı duymuyordu bile. LadyCrysania’yı or_ manda buldum; üzerindekiler haber kanalları yırtılmıstı, kendini telef edercesine D ağlıyordu.Yüzündeki o izler…Kendi ellerimle yaptım. Sana neler olduğunu anlattı mı? diye kesti sözünü Raistlin.Evet, ama…Sana kendisini bana sunduğunu anlattı mı?Dnanmıyorum…Ve benim onu reddettiğimi, diye devam etti Raistlin soğuk bir edayla, gözleri kardesiningözlerine hiç kırpısmadan bakıyordu.Seni küstah oro…Ve su anda da büyük bir ihtimalle çadırında oturmus, onu, namusuna zarar vermeyecek kadarçok sevdiğim için Tanrılarına sük-rediyordur. Raistlin, Caramon’u zehirli bir hançer gibiparçalayan acı, alaycı bir kahkaha attı.Sana inanmıyorum! dedi Caramon yavasça. Kardesinin cüppesine yapısarak çektiği gibi Raistlin’isandalyesinden kaldırdı. Ona da inanmıyorum! Senin bu sefilliğini korumak için her seyi söyler…Çek ellerini kardesim! dedi Raistlin, donuk, yumusak bir fısıltıyla, iSeni Cehhennem’e göndereceğim! Sana, çek ellerini dedim! Mavi bir simsek çaktı, bir çatırtı ve cızırtı sesi oldu; sarsan, felç edenbir sok dalgası bedeninde yayılırken Caramon acıyla bağırarak ellerini gevsetti.Seni uyarmıstım. Raistlin cüppesine çeki düzen verip, yeniden yerine oturdu.Tanrılar adına, seni bu kez öldüreceğim! dedi Caramon, sıktığı disleri arasından, titreyen eliylekılıcını kınından çekti.Öyleyse yap, diye atıldı Raistlin, yeniden açtığı haber kanalları büyükitabın-dan bakıslarını kalhaber kanalları

 

haber kanalları m

sabit fikirliliğiy-le eğitildiğinden o sekilde hareket eden Kharas, muhtemelen bunların büyücününçağırmıs olduklarından baska bir sey olmadıklarını düsünerek, aniden ortaya çıkan iki hayaletebakmadı bile.Kharas aynı anda, büyücünün parlayan gözlerinin bos haber kanalları bos bakmaya basladığını da görmüstü.Raistlin’in, ölümcül bir büyünün sözleri için açtığı ağzının gevseyip sarktığını görmüs vedüsmanının en az birkaç saniye onun insafına kalmıs olduğunu anlamıstı.Dleri bir hamle yapan Kharas, kısa kılıcını büyücünün kara, dökük cüppesine soktu ve büyük birmemnuniyetle yerine yerlestiğini hissetti.Çarpılmıs büyücüye iyice abanan cüce, kılıcını cılız insanın bedeninin derinliklerine sokmayadevam etti. Adamın yakan, garip ısısı onu, alevler içindeki bir cehennem gibi sarmıstı. Son dereceyoğun olan bir nefret ve hiddet, Kharas’a fiziksel bir darbe olarak inerek onu geri fırlatıp yereserdi.Ama büyücü yaralanmıstı hem de ciddi bir yara almıstı. Kharas, en azından bu kadarınıbiliyordu. Yattığı yerden o seytani, alev a-lev gözlere bakan Kharas, gözlerin korkunç bir öfkeyleyandığını gördü ama bu gözlerin aynı zamanda acıyla dolduğunu da gör-297296Tmustu. Ayrıca fenerin -sıçrayan, sallanan- ısığında büyücünün karnında duran kısa kılıcınkabzasını da görmüstü. Büyücünün ince ellerinin kabzanın üzerinde kıvrıldığını görüp, korkunç birıstırapla çığlık attığını duymustu. Korkması için bir neden olmadığını haber kanalları biliyordu. Artık bhaber kanalları

 

haber kanalları t

n gözlere. Benim korumam altındadır. Beni görüyor musun?Kim olduğumu biliyor musun?Gözler saygıyla bakıslarını yere indirdikten sonra soğuk ve korkunç bakıslarını Caramon’açevirdiler. Koca savasçı ürperdikten sonra son bir kez daha Raistlin’e bakınca kardesinin yüzünündaha ciddi ve haber kanalları sert bir ifade aldığını gördü.Muhafızlar seni emniyet içinde Koru’dan geçirecek. Ama ora-5554dan ayrıldıktan sonra korkman için daha çok neden var. Dikkatli ol kardesim. Sehir iki yüz yılsonraki güzel, huzurlu halinde değil. Su anda, sefalet içinde sokaklarda, bulabildikleri her yerdeyasayan mülteciler dolduruyor sehri. Her sabah kaldırım taslan üzerinden yük arabalarıgümbürdeyerek geçip bir gece önce ölenleri topluyor. Orada sadece çizmelerini alabilmek için seniöldürebilecek adamlar var. Her seyden önce bir kılıç al ve görünecek sekilde elinde tası. Sehregidince sehir için üzülürüm, diye kestirdi Caramon. Hızla döndü ve pek basarılı olamasa dahemen omzunun hizasında yüzüp duran, solgunca parlayan gözleri görmemezliğe çalısarak,koridordan yürüyerek uzaklasmaya basladı.Raistlin, kardesi ve muhafız, asanın büyülü ısığının menzilinden çıkıp da gürültülü karanlıktarafından yutuluncaya kadar durup arkalarından seyretti. Kardesinin, ağır ayak takırtılarının sesidahi, duyulmayıncaya kadar bekleyen Raistlin, dönerek yeniden çalısma odasına girdi.Lady Crysania sandalyesinde oturmus, pek basarılı olamasa da parmaklarıyla düğüm düğümolmus saçlarını taramaya çalısıyordu. Görülmeden sessizce kıza yaklasan Raistlin, karacüppesindeki ceplerinden birinden bir avuç ince beyaz kum çıkarttı. Kızın arkasından yaklasanbüyücü elini kaldırarak kumun kızın siyah saçlarına dökülmesini sağladı.Ast tasark simiralan krynawi, diye fısıldayınca Raistlin, neredeyse hemen haber kanalları Crysania’nın basıönüne düsthaber kanalları

 

haber kanalları z

er saygıyla bakıslarını yere indirdikten sonra soğuk ve korkunç bakıslarını Caramon’açevirdiler. Koca savasçı ürperdikten sonra son bir kez daha Raistlin’e bakınca kardesinin yüzünündaha haber kanalları ciddi ve sert bir ifade aldığını gördü.Muhafızlar seni emniyet içinde Koru’dan geçirecek. Ama ora-5554dan ayrıldıktan sonra korkman için daha çok neden var. Dikkatli ol kardesim. Sehir iki yüz yılsonraki güzel, huzurlu halinde değil. Su anda, sefalet içinde sokaklarda, bulabildikleri her yerdeyasayan mülteciler dolduruyor sehri. Her sabah kaldırım taslan üzerinden yük arabalarıgümbürdeyerek geçip bir gece önce ölenleri topluyor. Orada sadece çizmelerini alabilmek için seniöldürebilecek adamlar var. Her seyden önce bir kılıç al ve görünecek sekilde elinde tası. Sehregidince sehir için üzülürüm, diye kestirdi Caramon. Hızla döndü ve pek basarılı olamasa dahemen omzunun hizasında yüzüp duran, solgunca parlayan gözleri görmemezliğe çalısarak,koridordan yürüyerek uzaklasmaya basladı.Raistlin, kardesi ve muhafız, asanın büyülü ısığının menzilinden çıkıp da gürültülü karanlıktarafından yutuluncaya kadar durup haber kanalları arkalarından seyretti. Kardesinihaber kanalları